Kimi zaman iki satır olurken, kimi zaman sayfalara sığmaz değil mi? Ama öyle bir sıcaklık gelir ki yüreğine,cümleler dökülecektir zaten ağzından. Öyle bir şey olur ki gözünü ondan ayırmayı istemeyip, hep onunla konuşasın gelir.
Onunla yaşayabilirsin her şeyi.O an orda olabilirsin,orada yaşayan bedenlerin yüreği olabilirsin.Her bir kitapta yeni bir ufku görebilirsin.
Orada yaşayan bedenlerden biriside oydu aslında. Hayat çizgisi, hedeflerinin yolu kitap mısralarından geçiyordu.
Tek arzusu vardı. Sadece bütün insanları tek beden yapmak! Bunu başardı...Başardı,çünkü o Ali Emiri'ydi.
Onlu yaşlarda bir tüccar olmaktansa, kırklı yaşlarda bir âlim olmayı seçti.
Para onun için bir aracı, eğlence onun için bir hiçti. Babasının tüccar yollarını kitaplarla çürüttü. Zeka odacıkları kelimelerle, parmakları mürekkep lekeleriyle doluydu.
"Gülü seven,dikenine katlanır."dedi.Okuduğu kitaplar için sonsuzluğa göndermeye hazırlandığı gözlerini düşünmedi,onlara acımadan okudu.Hayatının pembe bulutlarını artık göremeyecek sadece bu yaşa öğrendiklerini sahtede olsa tekrar toz pembe yapacaktı.
O değerlerini kaybettiğinde ise kendi okuyamasa da okuyacakların olduğuna emin tavırlarla açtı hayat odacığını "İlk Kütüphaneyi..."Orada gelişen her bir fidanı -çocukları- kendi bahçesine katkı olarak ekiyor,odada yerini alan her bir mısrayı hayatına eklenen bir adım olarak görüyordu.
Her ne zaman olursa olsun,böyle bir odada okuyacağınız mısralar arasında unutmayın ki
sizi izleyen bir çift Ali Emiri hatırası var..!