|
|
|
Hızlı Menü |
|
|
Diğer Bağlantılar |
|
En Çok Okunan Makaleler
|
|
|
|
En Çok Okunan Şiirler
|
|
|
|
En Çok Okunan Fıkralar
|
|
|
|
En Çok Okunan Hikayeler
|
|
|
|
Mayıs Ayı Belirli
Günleri
|
|
|
| |
En Çok İndirilen Slaytlar |
|
|
|
Kitap Özetleri
|
|
|
|
Ödevler
|
|
|
|
|
İstatistikler
|
- IP:38.107.179.241
- Bugün:46
- Geçen Gün:581
- Toplam:112786
|
Kitap Tavsiyeleri
|
|
|
Edebi Bir Şahsiyet
|
|
|
|
|
Forumda Son Durum
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yenilmeyen |
|

Hatırlar mısınız, bir zamanlar ne kadar güzeldiniz? Duruşunuz yeterdi. Her halinizde bir asalet vardı. Konuşup konuşup susar, öylece dalardınız. Bilhassa susuşunuz güzeldi, o derin kederli haliniz. Siz öylece hükmederken tüm güzelliğinizle, ben düşünürdüm güzelliğin yenemediği bir şey var mı diye. Cevap bulamadan tekrar dalardım size, güzelliğinize.
Kelimeleriniz tane taneydi. Yürüyüşünüz bile tane tane… Yavaş yavaş, tek tek adım atardınız. Konuşurken duraklayışınız gibi yürürken de sık sık durup öyle devam ederdiniz. Kahkahalarla gülmez, küçük tebessümler ederdiniz. Zaten hep bir keder vardı derin gözlerinizde. Gözleriniz gülerken yeşildi. Sinirlendiğinizde simsiyah kesilirdi adeta. Korkardım o vakit sizden. Tamamen siyah, şeytani oluverirdiniz. En çok endişeniz güzeldi. Yerinde duramayan bir çocuk gibi olurdunuz. Gözleriniz büyür, dönüp duran iki kocaman bilyeye dönüşürdü. Bir şey isterken nasıl utandığınızı hatırlıyorum. Yüzünüz kızarır, başınız öne düşerdi. Siz güzeldiniz, tavırlarınız bir ayrı güzeldi. Bir kez de ağladığınızı görmüştüm. Başınızı gömmüş, sesli sesli ağlıyordunuz. Gözleriniz kıpkırmızı kesilene kadar ağlamıştınız.
Şimdi de ağlıyorsunuz. Güzel şeyler söylüyorum, niye ağlıyorsunuz? Biliyorum aslında… Nasıl değiştiğinize üzülüyorsunuz. Gür saçlarınız beyazlarla kaplı. Teniniz kırışmış, o fildişi billuri teniniz. Kocaman gözlerini epey küçülmüş. Kilo almışsınız. Elleriniz titrek. Siz epey değişmişsiniz. Tavırlarınız aynı fakat o eski mağrur halinizden çok uzaksınız. Hala utanınca kızarıyor, kahkaha atmıyorsunuz. Konuşmalarınızda ve yürüyüşünüzde daha çok duraklıyorsunuz artık. Bunu söylemek üzücü ama yaşlanmışsınız. Biliyorsunuz tabii. Bu yüzden küskünlüğünüz. Ruhunuz bu bedene sığamıyor. Bu değişimi gören herkes çok üzülür doğrusu. Siz üzülmeyiniz lütfen. Hem biliyor musunuz, gözleriniz hala yemyeşil? Bu yaşlı vücudunuzda onlar hiç yaşlanmamış. Ruhunuzun temsilcisi onlar olmalı. Ne dediniz, ölüm yakın mı diyorsunuz? Kim bilir? Hani başta söylemiştim ya güzelliğin yenemediği bir şey arıyordum, bu sorunun cevabını şimdi açıkça görüyorum: zaman. Zaman güzelliği de gücü de parayı da, her şeyi yeniyor. Şimdi yeni bir soruyla zihnim meşgul: Zamanın yenemediği bir şey var mıdır acaba?
Yazar: Zeynep ULUER
1550 kez okundu.
Tavsiye Et
|
|
Yazarımızın Diğer Yazıları...
|
|
|
|
|
|
Google da Arama33> |
|
|
|
|
|
|
|