|
|
|
Hızlı Menü |
|
|
Diğer Bağlantılar |
|
En Çok Okunan Makaleler
|
|
|
|
En Çok Okunan Şiirler
|
|
|
|
En Çok Okunan Fıkralar
|
|
|
|
En Çok Okunan Hikayeler
|
|
|
|
Mayıs Ayı Belirli
Günleri
|
|
|
| |
En Çok İndirilen Slaytlar |
|
|
|
Kitap Özetleri
|
|
|
|
Ödevler
|
|
|
|
|
İstatistikler
|
- IP:38.107.179.241
- Bugün:28
- Geçen Gün:581
- Toplam:112768
|
Kitap Tavsiyeleri
|
|
|
Edebi Bir Şahsiyet
|
|
|
|
|
Forumda Son Durum
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Modernleşme Yolunda Kaybettiklerimiz |
|

İnsanlar yaşamları boyunca zengin, kültürlü, teknolojik açıdan en üst seviyede olmak ister. Bu yolda uğurlarına veremeyecekleri bir şey yoktur denebilecek kadar azdır. Bir çok kültürel mirasımız bu yönde unutulmaya yüz tutmuştur.
Modernleşme dediğimiz kavram, milletleri ve kültürleri olumlu yönde etkileşime sokarak refah düzeyini arttırmak için yapılan bir takım reformdur. Bununla birlikte milletlere fayda sağlayacak birçok projeye imza atılmıştır. Ancak her ne kadar modernleşme fayda getirecekse de getirdiği yeniliklerle de götürdüğü kültürel miraslar olmuştur.
Yeni neslin hararetli bir şekilde girdiği milenyum çağında, kültürümüzün “modernleşme” olarak kabul ettiği batılı düşünce ve tarzlarını benimsediğini en açık bir şekilde görüyoruz. Eski olarak tabir edilen birçok şeyin bizim aslımız olduğunu bir anda unutarak “batılılaşma” yolunda “büyük” adımlar atarak kendimizi “modern” kesimden saymaya başlıyoruz.
Eğitim yuvalarımıza girmesiyle birlikte ailelerinde buradan etkilenerek, “falanca kişinin evinde internet varmış. Bizde alalım, modernleşelim. Geri kalmayalım onlardan.” Sözleriyle modernleşmeye ilk adımımızı atmış oluyoruz. İnternetin gerekli olduğu çağımızda “kullanmak” yetmiyor sadece. “Doğru kullanmak” gerekiyor. Gençlerimizin ne olduğu belli olmayan sitelerde dolaşması onları daha modern yapıyorken, atalarımızın miras bıraktığı kült değerlerin birer yıkıcısı olup çıkılıyor işin içinden.
Sokaklarda istediğini yapan gençlerimiz artık kamusal alanlara da girmeye başlıyor. Gazetelerin üçüncü sayfa haberleri her gün başka bir gencimizin öldüğünü, tecavüze uğradığını yazmayı adeta kendine görev edinmiş durumda. Dinlediğim bir radyo programında, bir kadın kızının sevgilisinin elini serbestçe tutamadığını yakınıyordu. Peki ya ne yapmak gerekiyor bu konuda? İffetine sahip çıkmamasını isteyen bir anne, kızının tecavüze uğradığında neden hak aramaya çalışıyor?
Kaybettiğimiz sadece namusumuz mu? Değil tabiî ki. Eskiler şu lafı güzel kullanırlar, “nerede o eski bayramlar?” nerede bizim bayramlarımız? Bizim bayramlarımız mübarektir. Ramazandır bizim bayramımız, kurbandır bayramımız. Nereden çıktı o zaman bu Noel çılgınlığı? Ecdadımız, “eyvah! Ömrümüzden bir yıl daha gitti” derken yılbaşı eğlenceleri nereden, kimden ve nasıl geldi? Müslüman bir ülkede yaşamayı benimseyememiş insanlarımız var bizim. Kültürel değerlerine sahip olamamış ve olmamayı üzerine vazife bilen insanlarımız var. İstanbul’da tarihi evlerimizi ve camilerimizi kundaklayan insanlar.
Kimdedir suç o zaman? Bunları kendi milletine yapan cahil insanlarımızda mı? Yoksa bunları bir perdenin arkasına saklanıp yaptıran mahlûkatta mı? Bir önlem alınmalı elbet. Kimdir bu görevde vazife üstlenecek?
Kitaplarımız bile bir modern kokmaktadır adeta. Gençliğimiz “ kapak kitapçılığı” yapar oldular. İçerik kimin umurunda? Bir kitapta baldırı çıplak bir şahıs veya olay varsa o kitap çok satanlar listesine eklenir derhal. Milli şuurumuzu yıkmaya el uzatanlar her şeyi bir bir düşünür olmuşlar. İyi çalışmışlar derslerine. Çanakkale’de alamadıkları şuurumuzu podyumlarda alır olmuşlar. Osmanlının torununu soyup sen birincisin dendiğinde ardından bir de açıklama eklemeyi ihmal etmemişler. “Savaşlarla giremediğimiz, soyup bedenini gösteremediğimiz Osmanlı torununu podyumda birinci ederek açtığımız için kendimizi tebrik ediyorum.”
Biz cihana savaşta korku salan Osmanlıyız. Biz barışta kendi halkına güvenmeyerek, Osmanlıya sığınan mağdurların koruyucusu Osmanlıyız. Maraş’ta bacımızı elini uzatan Fransızlara haddini bildiren Osmanlıyız. Biz Kürdüyle, Çerkeziyle, Lazıyla, Macırıyla ülkeyi dört bir yandan felakete karşı savunan Osmanlıyız. Ne yazık ki modern dünyada modernleşme yolunda adımlarımızı en hızlı atanlar olmaktan kendimizi geri çekemiyoruz.
“Bir memlekette, bananecilik ve nemelazımcılık olmadıkça orasının batması mümkün değildir.”
Mehmet Burhan
Yazar: mehmet burhan
1667 kez okundu.
Tavsiye Et
|
|
Yazarımızın Diğer Yazıları...
|
|
|
|
|
|
Google da Arama33> |
|
|
|
|
|
|
|