Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Ekibi Hakkımızda Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Site Haritası Site Haritası Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Web Mail Gönder Bize Yazın
Ana Sayfa | Yazarlarımız | Sitene Edebiyat Dergisi Ekle | Makaleler | Fıkralar | Şiirler | Şiir Videoları İzle | Yazarlık Başvurusu | Forum
Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! Tarih:03.05.2012 VADANDAŞ İKDİDARINI SEÇERKEN Tarih:29.04.2012 Yazarlık Başvurusu Yapan Üyelerin Dikkatine Tarih:01.05.2011 Tüm Üyelerimizin Dikkatine Tarih:27.07.2010 "Şıklar Arasındaki Aşk" Yazarımız Tolga KAYASU' nun kitabı çıkmıştır. Tarih:17.03.2010
Kalemin Gölgesi FaceBook Katıl
Üye Giriş Paneli
 
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Hızlı Menü

Diğer Bağlantılar

En Çok Okunan Makaleler

En Çok Okunan Şiirler

En Çok Okunan Fıkralar

En Çok Okunan Hikayeler

Mayıs Ayı Belirli Günleri

 

En Çok İndirilen Slaytlar

Kitap Özetleri

Ödevler

İstatistikler

  • IP:38.107.179.244
  • Bugün:26
  • Geçen Gün:581
  • Toplam:112766

Kitap Tavsiyeleri

Edebi Bir Şahsiyet


Attila İlhan
1925 - 2005
Hayatı için tıklayınız.
 

Forumda Son Durum

 
Gaflet Tehlikesi

Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Gaflet Tehlikesi

E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş
Allah’ın açıkça bildirdiği emir ve yasaklara rağmen insanların ilgisiz ve duyarsız yaşamalarına “gaflet” denir. "Onlar, dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır." (Rum Suresi, 7) ayetinde bildirildiği gibi, insanların çoğu dünya hayatının dışta görünen kısmına aldanıp ahiretten gafil bir şekilde hayat sürerler.
Allah’ın varlık delilleri tüm kainatı kaplamıştır. Gözünüzü çevirdiğiniz her noktada Allah’ın yaratma sanatına şahit olabilirsiniz. Ancak Rabbimizin, “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler.” (Yusuf Suresi - 105) ayetinde bildirdiği gibi insanların çoğu dünya telaşı ile “yuvarlanıp giderken”, çevrelerindeki iman hakikatlerinin farkına varamadan, üzerinden yürüyüp geçerler.
Bu delillere şahit olmak için insanın çok uzaklara bakmasına gerek yoktur. Kişi kendi bedenini dahi düşünse Allah’ın varlığını hatırlayabilir. Tek bir hücrenin çoğalmasından meydana gelen, şu anda da yaklaşık 100 trilyon hücreden oluşan, simetrik ve estetik bir görünüme sahip, siz hiç farkında değilken içinde peş peşe yüzlerce kusursuz ve karmaşık işlemin meydana geldiği bedeniniz, doğduğunuz günden beri görevlerini hiç aksatmadan yerine getirir. İnsan, bedenindeki bu harika sistemin nasıl çalıştığını bir an düşünse, ne kadar aciz bir varlık olduğunu ve bedenindeki bu sistemi yaratan ve görevlerini ilham edenin Allah olduğunu kavrayabilir. Düşünmek, insanı gaflet uykusundan uyandırabilecek en önemli ibadetlerdendir. Ancak “…Ne az öğüt alıp-düşünüyorsunuz?” (Hakka Suresi - 42) ayetinden de anladığımız gibi, insanlar az düşünür ve az öğüt alırlar. İnsanın az düşünmesine ve kendisini yaratanı unutmasına tek sebep de, şeytandır. “…Onu hatırlamamı Şeytan'dan başkası bana unutturmadı…” (Kehf Suresi – 63)
İnsanlar, yolunda giden konular üzerinde düşünmek için mesai harcamazlar. Örneğin sağlıklı bir kişi, bedenindeki sistemin nasıl bu kadar uyumlu işlediğini, kalbinin nasıl olup da hiç aksamadan yıllardır attığını, uykusunda geçirdiği şuursuz anlarda nefes almaya nasıl devam edebildiğini asla düşünmez. Oysa insan, tüm organların işlevini kendisinin kontrol etmek zorunda olduğunu düşünürse, ne büyük bir lütufla karşı karşıya olduğunu anlar. Nefes alma eylemini kendinizin gerçekleştirdiğini hayal edin. Böyle bir durumda olsanız, başka hiçbir işle uğraşamazdınız. Çünkü yaşamak için sürekli nefes alıp vermeniz gerekirdi. Uyku ihtiyacınızı asla gideremezdiniz. Çünkü uykuda geçirdiğiniz şuursuz anlarda nefes alıp vermeyi hatırlamanız imkansız olurdu. Aynı şekilde kanı temizleyen, temizlenen kanı tekrar vücuda gönderip geride kalan atıkları ise vücuttan atan böbrekler, işlevini yerine getiremeyip diyaliz makinelerine bağlandığımız zaman aklımıza gelen bir başka organımızdır. Bu örnekler saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Allah’ın kullarına merhametini ve lütfünü gösteren bu deliller, insanın üzerinde düşünüp, şükrünü artırması ve kul olması için birer vesiledir.
Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz. (Maide Suresi – 35)
Çoğu insanın yaşama amacı evlenmek, çocuk sahibi olmak, kariyer, para ve benzeri dünya nimetleri çevresinde şekillenir. Elbette bunları istemek veya sahip olmak yanlış değildir. Yanlış olan, bütün bunları yaşama amacı olarak belirlemektir. Oysa Rabbimizin “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi - 56) ayeti gereği, hayattaki tek amacımız Allah’a kul olmak olmalıdır. Yukarıda saydığımız konuları da Allah’a yakınlaşmak için araç olarak görmemiz ve yaşamımızı bu yönde şekillendirmemiz gerekir. Aksi halde insan, çevresindeki toplumsal ve siyasi tüm gelişmelerden habersiz, hayatı yalnızca oyun ve oyuncaklarından ibaret küçük bir çocuğun dünyasından farksız bir hayat yaşar.
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır'. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi. (Ankebut Suresi - 64)
Pek çok insan, ilk bakışta anlaşılmasa da şuur olarak bir çocuktan farklı değildir. İnsanın bu şuursuz hali, Allah'ın ve ahiretin varlığını, kendisinin yaratılış amacını, ölümün mutlaka gerçekleşecek kesin bir gerçek olduğunu, öldükten sonra her yaptığının hesabını Allah'a muhakkak vereceği gerçeğini kavraması ile giderilebilir.
Çevrenizde, ahiretlerine hiçbir fayda sağlamayan pek çok işe fırsat bulurken, vakti olmadığı için namaz kılamadığını, Kuran okuyamadığını söyleyen onlarca insana rastlamışsınızdır. Kuran okumaya vakitleri yoktur ancak magazin ve güncel haberleri okumaya her gün mutlaka fırsat bulurlar. İbadet etmeye vakitleri yoktur ancak arkadaş toplantılarında saatlerce boşa vakit geçirebilirler. Bu samimiyetsiz durumun tek nedeni bu kişilerin, Allah’ın varlığını ve büyüklüğünü hakkıyla takdir edememeleri ve gaflet içinde oyalanıp durmalarıdır.
Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla takdir edemediler. Şüphesiz Allah, güç sahibidir, azizdir. (Hac Suresi -74)
İnsanın içinde olup da fark edemediği gaflet halini bir örnekle anlatalım: İbadete vakit bulamadığını söyleyen kişilere, gün içinde yapmaları gereken bütün işlerine hiç aksatmadan devam etmelerini, ancak her gün, alacakları on trilyon karşılığında yarım saat ayırmaları gerektiğini söyleseniz, elbette hiç kimse zamanım yok diyerek bu teklifi geri çevirmeyecektir. Bu noktada doğal olarak insanın aklına şu soru gelir: On trilyon, Allah rızasından ve cennetten daha mı kıymetli?
Allah, insanların gafletten uyanması ve Kendisine yönelmesi için, pek çok ortam yaratır. Sıkıntı, zorluk ve hastalıklar da bunlardandır. Kuran'da bir ayette, "Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar" (Tevbe Suresi, 126) şeklinde buyrulmaktadır. Bu tür sıkıntılı anlar, insanlar için gaflette olduklarını fark etmelerini sağlayacak büyük birer fırsattır.
Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. (Zümer Suresi - 54)
Allah insanlara, ahirette sorumlu tutulacakları bir kitap göndermiştir. Bu kitabın içinde yazılanlara uyup uymadıklarından sorgulanacaklarını ve sonuca göre de cennet ya da cehenneme gireceklerini bildirmiştir. Bu bilgiyi kendilerine hatırlatan kişilerin var olacağını ve Kuran ahlakı ile yaşamak için de ölene kadar süreleri olduğunu haber vermiştir. Kendisine tanınan sürenin dolacağı günden habersiz, gaflet içinde yaşayan insanlar, buna rağmen yine de sorumlu olduğu kitabın içinde neler yazdığını merak edip okumazlar. İyi insan olmanın yeterli olduğunu, kimsenin hakkına tecavüz etmediklerini, Allah’ın hiçbir sınırını gereği gibi gözetmedikleri halde, O’nun sevgili kulu olduklarını iddia ederek hiçbir çaba göstermeden cennete gireceklerini zannederler. Ancak kendilerini yeterli gördükleri için okumadıkları Kuran, onlara tam tersini haber verir:
İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: "Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım." Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (Fatır Suresi - 37)
Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi - 44)
Allah insanlara, cennette verecekleri konusunda sınır koymaz. Peki insanlar neden salih amel konusunda sınır koyarlar? Neden yapabileceklerinin en fazlasını değilde, birkaç amelle yetinirler? Unutmamak gerekir ki salih amele Allah’ın değil biz kulların ihtiyacı vardır ve insanlar ölümcül bir hastalığa yakanlanmış psikolojisi ile Allah’a her zaman yakın olmalıdırlar. Gaflet perdesi ancak bu şekilde kalkabilir. İşte o zaman insanın ne yüzüne sürdüğü kremin önemi kalır, ne kariyerinin ne de hangi takımın şampiyon olduğunun.
Ey insanlar, siz Allah'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ğaniy (hiç bir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi -15)

Yazar: İbrahim Akın

623 kez okundu.


Tavsiye Et

Yazarımızın Diğer Yazıları...   

İlgili Yorumlar...    Yorum Yaz

Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız.


Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Yazar Üyeler İçin Kullanım Klavuzu

Google da Arama

Yazarlarımız ( ... )

Yzr Akın AKINCI
" Gençliğin Sonu Mu Ne ? "
Abdulkadir NİRİBÎ
" Allahü Teâlâyı Bilirmisin? "
Adnan DENİZ
" Gelecekteki Yalnızlık... "
ALP AKÇA
" Acı Bana "
Altuğ Öztürk
" Gerçek İnanç "
Arif ÖZDEMİR
" Dil ve Kültür Üzerine "
Arzu Koçaklı
" bir nefeste ölmek "
ASLIHAN ÇAĞLAN
" Annem "
Ayhan Yalçın
" Hüzn-ü Gûlizârım "
ayse ceylan
" Bekleyen Bir Yürek "
Ayşe Mine Tuna
" Her Duygu Sen "
ayşe nur sal
" Yakılan Yüreklere "
ayşegül aşkım karagöz
" ___Lirik Kuşlar ___ "
Ayşenur DEMİRCİ
" Sahi Nasıl Sevdim "
BARIŞ GÖKSÜ
" AŞK GİRDABI "
Bekir ÇAĞLAYAN
" Bizler "
Beyhan AYDOĞAN
" AH YÜREĞİMİN SEGAH MAKAMI "
Bilal YILMAZ
" YERYÜZÜNDE HUZUR "
Blue Bird
" Mavi Kuş "
Dilaver AYYILDIZ
" ÜRKEK BİR KÖY ÇOCUĞU "
Emin KEVEN
" Kalemin Gücü "
Emine GÖÇER
" Dünya Küçüldü "
Emre Atasoy
" Mutluluk Diyeti [Kalemimden] "
Erdi İPEK
" Kandın Damarım da ve Kanadım! "
Fatih Bar
" Bilgi "
Fatma Türkdoğan
" Dostluk ve Muhabbetle "
Ferdi AKBAŞ
" Bilmiyorum "
gelincik göçmen
" Bir Tek Gülüşüydü Beni Dünyanın En Mutlu İnsanı Yapan,Ben Gülüşü Kaybettim. "
gülseri yavuz
" İşi Bilmek "
Hüzün Çiçeği
" Aklınızı mı Yoksa Kalbinizi mi Didikletirsiniz? "
İbrahim Akın
" Kadrolu Din Adamı Olunmaz "
İsmail Türkdoğan
" Falcı "
Jale Nur Turgut
" Yaşamak, Tırmanmaktır "
Kadir YATAĞAN
" BİR DESTANDIR ÇANAKKALE "
mehmet burhan
" Türkler Transformers'ı Çekmiş Olsaydı "
Mehmet ÖZKAN
" İksir "
mehmetreşat kaya
" Ölüme Biz Aşkı Yazdık "
Merve Şener.
" 92'nin Çocukları "
Meryem Arslan
" Zaten Yoktular(Şairden İlhamla) "
Meryem Tuna
Metin Çölaşan
" Eski Asfalt "
Metin YALÇIN
" Kırgın "
Muhammed KAYA
" Anlamak "
Mustafa ÇAVUŞOĞLU
" Vatan Sevgili Asker "
Nuray Kaçan
" Sevdiceğim "
Nurten KARAKAŞ
" HAYATA BİR FARKLI BAKIŞ "
Orhan Bozgan
" A'na İsyan "
Öznur UÇAN
" Yağmur "
Ramazan AKINCI
" Gecenin Izdırabı "
Recep Akıl
" İLGİLİSİNE "
Refik Mert UYKUSEVEN
" Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! "
Semra BİLGİN
" Basık Gök "
Serdal Akyazı
" Aşk... "
Serpil GÖKYOKUŞ
" Hayatın renkleri "
Sibel Kaya
" Geçmiş Zaman Erkeği "
Sinan KARAKAŞ
" Emeklileri Mahkemeye Yollamayın "
Suheyl Okur
" Nefis "
süleyman dervişoğlu
" Çılgın aşk "
Sümeyye KILINÇ
" Başlıksız "
şuheda karagöz
" 'Ve' ile bir düşünce "
TALİP ADIYAMAN
" Ana Dilde Okuma "
Tolga KAYASU
" Eğitim Şart "
Tolga POLAT
" Bilmediğin İnsanların Ellerindeki Neşter "
Tuğba GİRGİN
" HASRET "
Yaren Jale Engin
" Aşk "
Yılmaz Barıtlı
" Haliç'te Akşamın Kızıllığı "
Zeynep Reyhan
" Çalmadan Gir İçeri . . "
Zeynep ULUER
" Yenilmeyen "
Ziya Karakoyun
" Yaşamaktı Günü Dünü Unutana "
Yazarlık Başvurusu

Site İçi Detaylı Arama

Dost Linkler

En Son Giriş Yapan Üyeler

     

    Edebiyat Takvimi

    (Tümü...)