|
|
|
Hızlı Menü |
|
|
Diğer Bağlantılar |
|
En Çok Okunan Makaleler
|
|
|
|
En Çok Okunan Şiirler
|
|
|
|
En Çok Okunan Fıkralar
|
|
|
|
En Çok Okunan Hikayeler
|
|
|
|
Mayıs Ayı Belirli
Günleri
|
|
|
| |
En Çok İndirilen Slaytlar |
|
|
|
Kitap Özetleri
|
|
|
|
Ödevler
|
|
|
|
|
İstatistikler
|
- IP:38.107.179.240
- Bugün:212
- Geçen Gün:580
- Toplam:112740
|
Kitap Tavsiyeleri
|
|
|
Edebi Bir Şahsiyet
|
|
|
|
|
Forumda Son Durum
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Başarı Hırs Ve Azim |
|

İnsan kendisini bir yarışın içine sokmak istiyorsa, kimle yarışacağına kendisi karar verir. İster kendisiyle, isterse bir başkasıyla... Yeter ki bu yarışa girmeyi istesin.
Her yarışın adil bir biçimde ve eşit şartlar altında yapılabilmesi için kendisine özgü bir dizi kuralının olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Elbette bunun yanında bir de sportmenlik ruhu tabi...
Kişi kendisiyle dahi yarış halindeyken kendisine bile haksızlık ve zulüm etmemelidir. Kaldı ki muhtemel rakiplerine etsin. Adil olmak bunu gerektirir, gerektirmelidir.
Başarmak isteği çok insani bir durumdur ve kişiyi hayatın zorlukları karşısında diri tutar. Eğer bu istek olmamış olsaydı gelişim olmazdı. Doğal olarak toplumsal gelişimin gerçekleşebilmesinin şartlarından birisi de kişisel gelişimdir.
İnsanın kendisini geliştirmek için harcayacağı emek hiç de boşa harcanmış bir emek değildir. Kişisel gelişimin olmadığı yerde toplumların da gelişmesi mümkün değildir. Bu nedenle birey kendi gelişimine katkı yaparken aynı zamanda yaşamış olduğu toplumun da ileri doğru yürümesine katkı yapmış olur. Ne var ki bunun için kişi, kendisine mutlaka ama mutlaka bir hedef belirlemek zorundadır. Hedefsizlik insana ve doğal olarak da çevresine zarar verir.
Her insan kendisiyle ilgili konularda daima en önde olmayı ister, istemelidir de. Aksi takdirde hedefine varmakta zorlanır. Lâkin kişi her ne kadar hep en önde olmayı istiyor olsa da bu elbette mümkün değildir. Ama niyet bu olmalıdır. Motivasyon sağlayabilmek için bu şekilde düşünmek elzemdir. Bir daha tekrarlamak gerekirse sportmenliği de ön planda tutmayı kendisine daima ilke edinmelidir.
Başarmak isteğinin ister istemez hırs kavramını da ortaya çıkartması eşyanın tabiatı gereğidir. Ama aslında başarmak için hırs, hiç de gerekli olan bir şey değildir. Çünkü hırs, çok daha başka şeyleri çağrıştırır.
Evet doğrudur, genellikle hedefe bir an önce ulaşabilme isteği hırs mevhumunu tetikleyebilir, böyle bir handikap her zaman vardır. Fakat yine de bu duyguyu her ne olursa olsun ön plana çıkartmamak doğru olanı yapmak demektir. Hırs, kaynağını kıskançlık duygusundan alır. Buradaki püf noktası kıskançlıktır. Öyleyse yapılması gereken, kıskançlık duygusunun oluşmasına izin vermemektir.
Aslında hırsın yerine koyulabilecek kazanma azmi ve isteği, kişiyi olumlu bir anlayışa yöneltir ki doğal olarak istenen de bu olmalıdır. İnsana lazım olan onu yıpratması muhtemel hırs değil, bilakis motive edip üreten durumuna getirecek olan sabrı ve azmidir.
Kazanmak istemenin elbette ki kötü bir yanı yoktur. Tam tersine kazanmak isteği insanı motive eder. Hayat karşısında güçlü kılar.
Ama bir şartla: Toplumun benimsemiş olduğu geçerli ahlaki ve toplumsal kuralları her zaman göz önünde bulundurmak, emek sarf etmek ve çok çalışmak.
Yazar: Recep Akıl
1074 kez okundu.
Tavsiye Et
|
|
Yazarımızın Diğer Yazıları...
|
|
|
|
|
|
Google da Arama33> |
|
|
|
|
|
|
|