Şaklayan deniz serpilen dalganın nakaratı
Çıkıp inen şamandıra sapınca iç sıkıcı yapıya
Durgun sis baskısında davranır yuvaya martı
Bir yanda suskun soluş bir yanda güz
Kumsaldaki kemik yaşanan yıllar
Sisin sindiği tekne okyanussuz zaman
Sonu nerede yele karşı vuran volta
Son bir ekleme var tükenen kertiğe
Zaman yaygarası saat uyanık yatarak
Ve yaklaşan burundan bir avaz
Poyraz inerken usuldan
Sığ sular aşındırmaz sensiz inleyişi
Sürüklenen batığı acısız kıpırtısız
Bir yakarış ölüme ağ atar ve çekerken
Geçmiş yaşantılara kaçamak bir bakış omuz üzerinden
Sefere uygun havada rotayı saptayan ölüm
Yenilip yutulmaz elma iç karartan mevsimde
Sarı yapraklar arasında rampa dönüş yolu
Tren yola koyulunca uğurlayıcılar peronda
Sönen bir şarkıdır bir lavanta çiçeği
Ve ritmi yüzlerce saatin
Dönüşür yüzündeki hüzün rahatlığa
Vapur güvertesinde genişleyen izi seyrederken
Daralan raylar
Son durağa varacaklar ayrılır istasyondan
Siz değilsiniz onlar başka hayatlar
Değil elveda değil haydi ileri yolcular
Gerçek yazgı ey deniz ey ölüm zamanı
Kumda biter yolculuk denizin dudaklarında
Geri çevrilmeyecek karanlık gırtlakta
Avuç çizgilerinde bir hayat öyküsü
Kristal kürede dölyatağı mezar ve düşler
Sarılır bu boyutlarda kesişme noktası zamanın
Bir an bir anın içinde yitmiş günışığı demetinde
Günbatımı sonsuz zamanda asılı
Çalı ve maltız alevinde ayaz ve ateşle
Nerde yaz ne tomuran beklenmedik çiçek
Yalnız kabuk kapçık anlam karanlık bir gölde
Semra Bilgin