Sana yazmak istedim durduk yere. Gecenin bir vakti gözlerin geldi gözlerimin önüne. Elini sıkıca tutumak istedi ellerim.Sana en güzel en ve en içten aşk cümlelerini kurmak için can attı dilim. Her gece kolumda yatırırken seni, şimdi soğuk yataklar ısıtır oldu bedenini. Odanın ışığını açıp yatardın bazen yalnız kaldığında. O ışık tek dostun olurdu gecenin karanlığında.Şimdi uzaklarda bir yerde, daha adımımı bile atmadığım bir evde, hangi renk ışık aydınlatır oldu sessiz ve karanlık yalnızlığını? Seni seyrederken uyumana yakın, başını okşardım dakikalarca. ''Uyu hadi bir tanem. İzleme beni.'' diye hafif mırıldanman çınlatma şu an kulaklarımı... Ben de açtım ışıkları bu gece sevgilim. Ama karanlıktan değil, sensizlikle boğuşmaktan yorulduğum için. İnsan ışıklarını kapatıp başını yastığına koyduğunda düşünüyor her şeyi. Seni ve sensizliği. Dünü, bugünü ve geleceği... Uzakta olman acıtıyor içimi. ''Eskiden böyle miydi?'' diye söyleniyor insan elinde olmadan. Kimseler duymasın diye içime içime akıtıyorum gözyaşlarımı. Halbuki parça parça kan akıyor sol yanımdan aşağı. Gülemez oldum gittiğin zamandan beri. ''Ağlama sevgilim, üzme beni'' dediğini duyar gibiyim. Sen yokken nasıl kahkaha atayım sevgilim?
Nasıl iki yüzlü olayım? Nasıl güleyim aldırış etmeden sensizliğe?
Vazgeçtim... Kapattım yaktığım tüm ışıkları. Seni düşünmekten kaçmak istemiyorum. Aksine üstüne üstüne gideceğim bu gece sensizliğin. İnadımı bilirsin. Bu gece sevgilim... Bu gece tutacağım ellerini. Getireceğim gözlerimin önüne gözlerini. Bu gece canım sevgilim, kıracağım bacağını sensizliğin. Ve seni düşüneceğim saatlerce, sensizlikle dolu dört duvar içinde.
Canına okuyacağım bu gece sensizliğin...