Kapkara yarıntıda görülen bir cehennem penceresi
Yerin ürkütücülüğü çiğnenmiş kirli kar
Çocukluğun hatıralarına ne uygun çerçeve olmuş
Bir ölü yıkayıcısının elbiselerini giymiş evcil bir karga
Yolun sonundaki çeşme
Lime lime dökülen yüksek evler
Nasır bağlamış basamaklarıyla merdiven
İp parçasının sallandığı paslanmış demir parmaklık
Bir ümitsizlik dramı için hazırlanmış sahne
Kış rüzgârlarının keskin ıslığında bir ses
Korkunç lağım ızgarasından sıçrayıp uçuyor
Kuşun kara tüyleri uğursuz haykırış
İçe sıkıntı veren bu ses
Pembe granitten tebessüm
İçli sinirli tabiat
İntizamsız bu mizaç
Baş döndürücü kadehlerden içti yudum yudum
Bütün başlar ateşli bütün kalpler ölçüsüz
Hayatın gerçekleri üstünde bir an bile konmadan uçan kuş
Can çekişen bir varlığın biricik ve kederli dostu
Cazip âlemlerde hülyasının peşinde
Bir ümitsizlik hıçkırığı
Açığa vurulan sır
Yeryüzündeki kılığını artık taşımak istemediği bir paçavra gibi silkti attı
Göğün mavi bahçesinde çok uzakta
Mesut ölecek muhakkak
Çıktığı basamakların başladığı yerde
Elbisesi ayaklarına dolanmış diz çökmüş
Kendi ruhuna eş bir ruhu uzun müddet beklerken
Semra Bilgin