|
|
|
Hızlı Menü |
|
|
Diğer Bağlantılar |
|
En Çok Okunan Makaleler
|
|
|
|
En Çok Okunan Şiirler
|
|
|
|
En Çok Okunan Fıkralar
|
|
|
|
En Çok Okunan Hikayeler
|
|
|
|
Mayıs Ayı Belirli
Günleri
|
|
|
| |
En Çok İndirilen Slaytlar |
|
|
|
Kitap Özetleri
|
|
|
|
Ödevler
|
|
|
|
|
İstatistikler
|
- IP:38.107.179.243
- Bugün:87
- Geçen Gün:577
- Toplam:112094
|
Kitap Tavsiyeleri
|
|
|
Edebi Bir Şahsiyet
|
|
|
|
|
Forumda Son Durum
|
|
|
|
|
|
|
|
|
GÜNEŞ BİLE GÜLERMİŞ İNSANA ASLINDA |
|

GÜNEŞ BİLE GÜLERMİŞ İNSANA ASLINDA Bugün yine güneş doğdu odama. Aslında her zaman doğuyor ta ki Rabbimden gelecek bir emre kadar… Ilık bir sıcaklık sardı odamı, güneşten gelen huzmeler odama belli belirsiz çizgiler çizdi. Gözlerim yarı açık fark edebildi bu gelişmeleri… Güneş gittikçe üstüme geliyordu, sıcaklığını artık daha belirgin hissediyordum yüzümde, biliyordum beni selamlıyordu. Ama ben bundan hoşlanmamıştım ve örtümü tamamen üstüme örtmüştüm. Yatağımın koynuna daha da bir sokulmuştum… Hayır, onun beni rahat bırakmaya hiç niyeti yoktu ben kaçtıkça ondan o inadına üstüme geliyordu… Güneşten sonra şimdide kuşlar beni uyandırmak için çalışıyordu. Pencereme doğru kanatlarını çırpıyorlar adeta haykırırcasına ötüyorlardı… Evet, onları ayaklandıran güneşten başkası değildi eminim. Yuvalarına yönelmiş sımsıcak bir selam vermiş uyandırmıştı onları işte. Önemli bir ayrıntı vardı söylemekten utandığım, Güneş bir gülümsemesi ile onları uyandırmış ama beni hala uyandırmamıştı. Çünkü ben uyanmamakta direniyordum, yatakta bir mıknatıs vardı ve beni çekiyordu kendine doğru… Kuşların sesleri gittikçe yakınlaşıyordu. Duymamak imkânsızlaşmıştı artık. Sesleri şükür ediyor hamd ediyordu sanki Allah’a, kanat sesleri bile bereketli vakitten istifa edebilmenin şükrünü yerine getiriyordu… Bunarı düşünürken gözlerimin gayri ihtiyari açıldığını hissettim. Ama örtüm hala başımdaydı ve ben yatağın en sıcak bölümünde yatmaya devam ediyordum. Güneş doğmuş her şey örtüsünü atmıştı çoktan. Allah’a şükür elbiselerini giyinmiş dua ediyordu her şey. Ağaçların ahenkli esintileri bile bu gerçeği anlatıyordu… Kuşların hamd naralarına, güneşin sıcacık ihtarına yeni bir ihtar daha eklenmişti. Evet, kulaklarıma gelen şeyler bir ayeti kerimeydi: “Ey örtünüp, bürünen, kalk ve bundan sonra uyar” Müddessir süresi hem kulaklarımda hem de yüreğimdi yankılanıyordu… Bütün bu canlılar ne için atmıştı ki örtülerini, ne çıkarmıştı kabuklarından küçücük canlıları? Beni yatağa gömen sadece üstümdeki bu incecik örtümüydü, yoksa nefsimin örttüğü kocaman, kocaman örtüler mi vardı üstümde? Kalkmanın zamanı gelmişti artık, uyarıların en büyüğüne muhatap olmuştum. Üstümdeki örtüyü atmamı ve kalkmamı istiyordu Rabbim. Ve bunu emrediyordu Peygamberimin şahsında bana… Hayır, üstümde ki örtüleri masum ve güzel gösteren biri vardı içimde. Yatmamı söylüyor vaktin daha çok erken olduğu konusunda beni ikna etmeye çalışıyordu. Kimdi bu? Neden bunları söylüyordu bana? Tabi ya! Bu şeytan alehillanehdi. Nasıl kılıktan kılığa giriyordu neler, neler söylüyordu. Birde bana vaatlerde bulunuyordu utanmadan… Bu ikilemden bir hadis imdadıma yetişmişti hamd olsun Allah’a:” Sizin biriniz (gece) uyuyunca Şeytan onun boyun köküne üç düğüm düğümler. Her düğüm (yerine): "Senin için uzun bir gece vardır, rahat uyu" (diyerek eliyle) vurur. O kimse uyanıp (Kur'ân okuyarak, tesbîh ve tehlîl ederek) Allah’ı anarsa, bir düğüm çözülür. Abdest alırsa, bir düğüm daha çözülür. Namaz da kılarsa, Şeytanın düğümlerinin hepsi çözülür. Artık o teheccüd sahibi düğümü çözük ve gönlü hoş ve neş'eli bir halde sabaha dâhil olur. Fakat zikretmez ve abdest alıp namaz kılmazsa gönlü kirli ve uyuşuk bir halde sabaha girer. “ Hatırıma gelen bu hadisten sonra nasıl besmele çektim nasıl yatağımdan kalktım ve üstüme bir düşman gibi örttüğüm o örtülerin altından nasıl kalktım bilmiyorum. Şimdi lavabo da abdest alıyorum. Namazım biraz acele kıldım çünkü vakidi geçirmemek için. Perdemi fevri bir şekilde aralıyorum, güneş karşımda ama bakmaya utanıyorum. Belki beni affeder umuduyla başımı kaldırıyorum çehresine. Bana kızgın belli sert bakıyor kaşlarını çatıyor. Kuşlar ise gökyüzünde gösterilerine devam ediyorlar ağızlarında sayısız şükür ile birlikte. Beni ayıplıyorlar biliyorum. “yazık ey insan kaçırdın o değerli vakidi” diye pencereme doğru uçuyorlar sanki… Perdemi mahcupça kapatıyorum. Yanaklarımdan süzülen pişmanlık gözyaşlarıyla tekrar secdeye varıyorum. Rabbime yalvarıyorum onun da bana kızmaması için. Kızgın bakmaması için… Başımı secdeden kaldırdığımda güneş ve kuşlar umut dolu gülümsemeleriyle karşımda bana batkılarını fark ediyorum. Gözyaşlarımın sardığı suratımla bir gülümsemede ben yolluyorum onlara…
Yazar: Nur özben
800 kez okundu.
Tavsiye Et
|
|
Yazarımızın Diğer Yazıları...
|
|
|
|
|
|
Google da Arama33> |
|
|
|
|
|
|
|