Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Ekibi Hakkımızda Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Site Haritası Site Haritası Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Web Mail Gönder Bize Yazın
Ana Sayfa | Yazarlarımız | Sitene Edebiyat Dergisi Ekle | Makaleler | Fıkralar | Şiirler | Şiir Videoları İzle | Yazarlık Başvurusu | Forum
Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! Tarih:03.05.2012 VADANDAŞ İKDİDARINI SEÇERKEN Tarih:29.04.2012 Yazarlık Başvurusu Yapan Üyelerin Dikkatine Tarih:01.05.2011 Tüm Üyelerimizin Dikkatine Tarih:27.07.2010 "Şıklar Arasındaki Aşk" Yazarımız Tolga KAYASU' nun kitabı çıkmıştır. Tarih:17.03.2010
Kalemin Gölgesi FaceBook Katıl
Üye Giriş Paneli
 
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Hızlı Menü

Diğer Bağlantılar

En Çok Okunan Makaleler

En Çok Okunan Şiirler

En Çok Okunan Fıkralar

En Çok Okunan Hikayeler

Mayıs Ayı Belirli Günleri

 

En Çok İndirilen Slaytlar

Kitap Özetleri

Ödevler

İstatistikler

  • IP:38.107.179.240
  • Bugün:84
  • Geçen Gün:577
  • Toplam:112091

Kitap Tavsiyeleri

Edebi Bir Şahsiyet


Hermann Hesse
1877 - 1962
Hayatı için tıklayınız.
 

Forumda Son Durum

 
1400 YILLIK DİNMEYEN RÜZGAR!

Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi 1400 YILLIK DİNMEYEN RÜZGAR!

E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş

 

“Ey Muhammed! De ki: "Yemin olsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur'ân'ın benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine yardımcı olsalar bile, yine onun bir benzerini meydana getiremeyeceklerdir."(İSRA/88)

 

Ve Kuran Allah’tan gelen  vahiy, Peygamberiyle kalplere dolan  kadir. Mukaddes kitap,  dünya hayatına vahiy olalı 1400 yıl oldu. Kutsallığıyla alemlere ışık saçan kitabı 1400 yaşında nasıl eda ediyoruz. Uğruna asırlar öncesi savaşlar,  verilen Allah kelamını biliyor muyuz ?

 

“Bir de kendilerine ilim verilmiş olanlar, Kur'ân'ın şüphesiz Rabbinden gelen bir gerçek olduğunu bilsinler ve ona iman etsinler de kalpleri ona saygı duysun. Çünkü Allah, iman edenleri doğru yola eriştirir.(HAC/54)

 

610 yılında Mekke Nûr Dağı’ndaki Hira mağarasında Cebrâil’in getirdiği “oku” emri ile başlayan Kur’an vahyi, yeni bir doğuş, insânî bir varoluş ve câhiliye’den kurtuluştu. Allah, ilk vahyi Resûlü’nün kalbine indirmişti. Cebrâil (a.s.), Hz. Peygamber (s.a.)’i kucaklayarak; dostça sarılarak Kuran’ı onun yüreğine  öğretmişti.

 

İlk ayeti kerimesi oku yani İkra ile başlayan Kuranı Kerim, ilmin gerçekliğiyle vahye dilmiştir. Okumak ve alemi tanımak adına zikredilmiştir.

 

“Oku yaradan rabbin adıyla oku .o insanı bir kan pıhtısından yarattı.” diyerek kalbimize inen Allah kelamı’dır kuran. Allah’ın sözlerinden değerli  ne olabilir ki bu dünyada.

 

Asırların kitabı Kuran-ı  Kerim iletişim ve bilgi çağını bizlere yıllar öncesinden bildirmektedir. Aslında biz bilimin gerçekleştirdiğini zamanla öğrenirken zaman  kitabın ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Her şeyden önce psikolojik, siyasal, ekonomik ve toplumu ve insanı ilgilendiren her türlü kurallar birliğiyle hazır bir şekilde önümüze sunulmuştur.

 

“Ellerimde gül kokusu

Kokladıkça azalmayan

Bedenimde bir sancı var

Zikrettikçe arzulayan..” AYSUN GÜL

 

Kuran’ı anlamak için, hangi noktalardan yola çıkılmalı diye düşünmeli insan. Düşünmek yani tefekkür etmek, esasıyla kalbimize yansıttıklarımızı hayatımıza doğru yoldan uygulamanın tek gerçek yoludur,  Kelimetullah. Özellikle zamanımız insanı kavramlara takılıp kalmaktadır. Kavramlara zaman içerisinde getirilen  farklı tanımlar aklı çelişkilere düşürebilmektedir.  Lakin oku diyerek peygamberin yüce ruhunu titreten kitabın kavramlara yaklaşımı net ve katidir.

 

Ve Kuran’ı anlamak isteyen, Hz. Muhammed’in hayatına bakmalıdır. Nerde nasıl uygulandığı gözlemlemelidir. Helal ve haram çerçevesinde işimize geldiği gibi yaşamak, etrafımıza da zarar verir kendimizi de.

 

“Seccademe damlayan deva,

dilime takılan dua,

besmeleyle sonuçlandı.

Tekbir diyen kalbe eda

Yanlış olan yola veda

Sessiz  duran güle seda

Levhi mahfuza yollandı.” AYSUN GÜL

 

 

Tükenmeyen ve asimile olmayan tek mucizedir, Kuran.  Diğer kutsal kitaplar bozulurken neden Kuran günümüze kadar bozulmadan gelebilmiştir. Her şeyde evvel Kuran indirilme aşamalarında Allah tarafından koruma altına alınmaya başlanmıştır. Bilindiği gibi de Kuran hiçbir kutsal kitabın uğradığı tahribe ve tebdile maruz kalmamıştır. Bu yüzden de Kuran 1400 yaşında bile hala orijinalliğini,  koruyarak bizlere kadar ulaşmıştır. Ayeti kerime de:

 

“Doğrusu Kitâb'ı biz indirdik, onun koruyucusu da biziz"(Hicr 9.ayet) denmektedir. Yani yüce yaratıcı onun bozulmayacağını bildirmiştir. Levh-i mahfuz da  her ayeti inci tanesi gibi saklanmaktadır.

 

Seçilen bir peygambere seçilen bir ümmete gönderilen kuran vahiy sürecinde ezberlenerek uygulanıyordu. Neredeyse İslam’ı kabul eden  hafızdı. Peygamber Cebrail’in de aracılığıyla neşredilen sözler bu meleğinde yardımıyla korunma altına alınmıştır.

 

(Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Kurân’ı Cebrail, iman edenlere sebat vermek, Müslümanlara bir hidayet ve bir müjde olmak için Rabbinin katından hak olarak indirdi. (NAHL/102)

 

Vahiy meleğini şeytanın her türlü kötülüğünden koruyan Allah, Kur'an vahyini de tebliğ esnasında şeytanların tasallutundan korumuştur.bunu da başka bir ayeti kerimeyle elçisine bildirmiştir.

 

“Bu Kur'ân,  Allah’tan başkası tarafından uydurulamaz, lâkin kendinden önceki kitapları tasdik eder ve o kitabı (levh-i mahfuzu) ayrıntılı olarak açıklar. Onda şüphe edilecek hiç bir şey yoktur. Âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. (YUNUS/37)

 

Vahiy aşamasında Peygamber ümmi olduğu için katiplerine yazdırılmıştır. Savaş  ve çileli zamanlar esnasında ayetlerin zarar görmemesi için insani tedbirleri de elden bırakmamıştır, Nebi. Onun ümmiliğiyle ilgili ayeti kerem’e de şöyle söylenmektedir.

 

"Sen bundan (yani Kur'an'dan) evvel bir kitap okumamış ve sağ elinle de yazmamıştın"(Ankebut/48)  "Onlar ki ümmi olan resul ve nebiye tâbi olurlar” (A'raf/157)

Kur'an'ın günümüze kadar aslını muhafaza edebilmiş olması, onun ilâhî himaye altında olmasının yanında peygamberin tedbirleri ve sahabeleri  ve sahabe sonrası İslâm toplumlarının, Kur'an'ın tahriften korunmasına yönelik sürdürdüğü kesintisiz etkinlikler de söz konusudur.

“Hira’da  Mim göründü

Cebrail’in  gözlerinde.

Mekke Nun’a büründü

Muhammed’in hislerinde.” AYSUN GÜL

 

Şayet Hz. Peygamber, Kur'an'ın muhafazası konusunda "Kırâ'at", "Hıfz", "Kitâbet" gibi metodlar uygulamasaydı, belki de bugün elimizde tahriften uzak bir Kur'an bulunmayacaktı. Bu yüzden Hz. Peygamber'in Kur'an'ı yazdırmasını İlâhî korumaya yönelik bir emrin  sonucu olarak değil, tamamen nebevi bir tedbir olarak anlamaktayız.

 

Dolayısıyla Hz. Peygamber, Kur'an vahyinin inmeğe başladığı andan itibaren gerekli tedbirleri eksiksiz olarak almış ve böylece ona zarar verebilecek ve tahrife götürecek bütün kapıları kıyamete kadar bir daha açılmamak üzere kapatmıştır.

 

Ebubekir’le  katiplere yazdırılan Kuran, Ömer’le bir araya toplatılmış ve Osman’la da çoğaltılmıştır. Her sahabe hafızdı. Kuran da anlatılmak istenen her şeyi biliyordu,    yaşıyordu. Ve biliyorlardı ki asra indirilen Kuran kimsenin tekelinde değildi. Bir Kuran vardı, onu için yaşandı, onun sözleri için Peygamber’in etrafına toplanıldı ve kutsal olan ve Allah’ı anlatan Cennet’ten bizlere sunulan kutulu sözlerin, birliğinin tefsiriydi.

Zamanımız da belki tebliğ edilen vahiy tahrip edilmedi, ama insanların akıllarına ve kalplerine yansıyan Kuran anlayışı kaosları da kendiliğinden getirdi.

 

“Bedirde haykıran sesler

Uhud’ta ağlayan gözler

Hendek olup çukurlaşır

Hudeybiye’de söylenen sözler” AYSUN GÜL

 

Ve şu da unutulmamalı ki yaratılan her. Ey Allah’ın ayetidir. Her ayet’in yaratılma sebebi vardır. Yokluk dediğimiz kavramın bile, onun katında bir varlığı vardır. Bizler Kuran da söylendiği gibi gayb anlayamaz ve bilemeyiz. Lakin buna rağmen; meta ötesi kaygılarla yokluk sürecini incelemeye kalkarsak, ulaşacağımız şüphenin tasviri olacaktır. Beklemek ve görmek istediklerimize ulaşmanın yolu, Kuran’ı anlamak ve hayatımıza uygulamaktan geçer.

 

Kuran’ı anlamak  Peygamber’i anlamak, Peygamber’i anlamak da Kuran’ı anlamaktır. Bu birlikteliği anlamak için okumak, bilmek, bilmeyi istemek, tanımak, tanımlamak ve olduğu gibi görmek gerekir. Anlamayı görselleştirmek içinde hissetmeli insan.

Kuran’ın hikmetine dahil olmak için, Kuran’ı Kevser şarabı gibi yudum yudum içmeyi nasip eylesin hepimize, yüce Yaradan.

 

 

“1400 yıllık yüce Kuran

Secde eder seni bulan

Sözde Allah kalbe Ekber

Peygamberden bana kalan” AYSUN GÜL

 

SELAM VE DUA İLE



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Yazar: Hüzün Çiçeği

909 kez okundu.


Tavsiye Et

Yazarımızın Diğer Yazıları...   

İlgili Yorumlar...    Yorum Yaz

Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız.


Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Yazar Üyeler İçin Kullanım Klavuzu

Google da Arama

Yazarlarımız ( ... )

Yzr Akın AKINCI
" Gençliğin Sonu Mu Ne ? "
Abdulkadir NİRİBÎ
" Allahü Teâlâyı Bilirmisin? "
Adnan DENİZ
" Gelecekteki Yalnızlık... "
ALP AKÇA
" Acı Bana "
Altuğ Öztürk
" Gerçek İnanç "
Arif ÖZDEMİR
" Dil ve Kültür Üzerine "
Arzu Koçaklı
" bir nefeste ölmek "
ASLIHAN ÇAĞLAN
" Annem "
Ayhan Yalçın
" Hüzn-ü Gûlizârım "
ayse ceylan
" Bekleyen Bir Yürek "
Ayşe Mine Tuna
" Her Duygu Sen "
ayşe nur sal
" Yakılan Yüreklere "
ayşegül aşkım karagöz
" ___Lirik Kuşlar ___ "
Ayşenur DEMİRCİ
" Sahi Nasıl Sevdim "
BARIŞ GÖKSÜ
" AŞK GİRDABI "
Bekir ÇAĞLAYAN
" Bizler "
Beyhan AYDOĞAN
" AH YÜREĞİMİN SEGAH MAKAMI "
Bilal YILMAZ
" YERYÜZÜNDE HUZUR "
Blue Bird
" Mavi Kuş "
Dilaver AYYILDIZ
" ÜRKEK BİR KÖY ÇOCUĞU "
Emin KEVEN
" Kalemin Gücü "
Emine GÖÇER
" Dünya Küçüldü "
Emre Atasoy
" Mutluluk Diyeti [Kalemimden] "
Erdi İPEK
" Kandın Damarım da ve Kanadım! "
Fatih Bar
" Bilgi "
Fatma Türkdoğan
" Dostluk ve Muhabbetle "
Ferdi AKBAŞ
" Bilmiyorum "
gelincik göçmen
" Bir Tek Gülüşüydü Beni Dünyanın En Mutlu İnsanı Yapan,Ben Gülüşü Kaybettim. "
gülseri yavuz
" İşi Bilmek "
Hüzün Çiçeği
" Aklınızı mı Yoksa Kalbinizi mi Didikletirsiniz? "
İbrahim Akın
" Kadrolu Din Adamı Olunmaz "
İsmail Türkdoğan
" Falcı "
Jale Nur Turgut
" Yaşamak, Tırmanmaktır "
Kadir YATAĞAN
" BİR DESTANDIR ÇANAKKALE "
mehmet burhan
" Türkler Transformers'ı Çekmiş Olsaydı "
Mehmet ÖZKAN
" İksir "
mehmetreşat kaya
" Ölüme Biz Aşkı Yazdık "
Merve Şener.
" 92'nin Çocukları "
Meryem Arslan
" Zaten Yoktular(Şairden İlhamla) "
Meryem Tuna
Metin Çölaşan
" Eski Asfalt "
Metin YALÇIN
" Kırgın "
Muhammed KAYA
" Anlamak "
Mustafa ÇAVUŞOĞLU
" Vatan Sevgili Asker "
Nuray Kaçan
" Sevdiceğim "
Nurten KARAKAŞ
" HAYATA BİR FARKLI BAKIŞ "
Orhan Bozgan
" A'na İsyan "
Öznur UÇAN
" Yağmur "
Ramazan AKINCI
" Gecenin Izdırabı "
Recep Akıl
" İLGİLİSİNE "
Refik Mert UYKUSEVEN
" Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! "
Semra BİLGİN
" Basık Gök "
Serdal Akyazı
" Aşk... "
Serpil GÖKYOKUŞ
" Hayatın renkleri "
Sibel Kaya
" Geçmiş Zaman Erkeği "
Sinan KARAKAŞ
" Emeklileri Mahkemeye Yollamayın "
Suheyl Okur
" Nefis "
süleyman dervişoğlu
" Çılgın aşk "
Sümeyye KILINÇ
" Başlıksız "
şuheda karagöz
" 'Ve' ile bir düşünce "
TALİP ADIYAMAN
" Ana Dilde Okuma "
Tolga KAYASU
" Eğitim Şart "
Tolga POLAT
" Bilmediğin İnsanların Ellerindeki Neşter "
Tuğba GİRGİN
" HASRET "
Yaren Jale Engin
" Aşk "
Yılmaz Barıtlı
" Haliç'te Akşamın Kızıllığı "
Zeynep Reyhan
" Çalmadan Gir İçeri . . "
Zeynep ULUER
" Yenilmeyen "
Ziya Karakoyun
" Yaşamaktı Günü Dünü Unutana "
Yazarlık Başvurusu

Site İçi Detaylı Arama

Dost Linkler

En Son Giriş Yapan Üyeler

     

    Edebiyat Takvimi

    (Tümü...)