Uzun sokak başı gibi,
İlk yürüyüş oradan başlıyordu.
Bedenimiz değil yüreğimiz götürüyordu.
Savunmasız,yürüyorduk.
Ne bir araba kornası değiştiriyordu yönümüzü
ne de seyyar satıcının üç beş kuruş kazanabilmek için satmaya çalıştığı
karpuzlarla attığı naralar...
Yürüyorduk...
Konuşuyordun.
Bense dinliyordum seni.
Öyle içten bakıyordun,öyle güzel bakıyordum sana.
Bilmiyordun yanımızdan her geçenin sana baktığında edindiğim o hırçın duyguyu.
Ya bilseydi ne olurdu diyordum.
Güler,
susardın sonra,
biliyordum.
Seviyordum sanırdın o zaman,bense yalanlar uydururdum...
Kızardım,
korkardım,
seni yalnızlığımda içimde buldukça.
Hemen unutturacak yeni bir oyun bulurdum.
Tek canı vardı her oyuncunun.
Sen yanınca,
Olmadı diyordun,
baştan alıyordun.
ben -hayır, deyince;
mızıkçı oluyordum.
Oyun bozulurdu.
Başkalarıyla başlardın oynamaya.
Hiç geçinemediğim
bir kız olduğunu biliyordun.
Elini tutuyordun,
Saklanıyordunuz.
Sonra kulağına fısıldadığını görüyordum.
Bana bakıyordunuz,
biliyordum...
Ben her kaşlarımı düşürdüğümde,
gülüyordunuz.
Sana bağıramıyordum,
O kızın saçını çekmek için,
kaç vakit gözlüyordum.
Uykusuzluk çekiyordum,
biliyordunuz.
Gece yarılarında
Balkona her çıkışımda,
görüyordum.
Her ikiniz de;evlerinizde,
rahat rahat
uyuyordunuz.
Her oyun saatinde,
Yolunuzu gözlüyordum.
Onunla; her gün yürüdüğümüz yollarda
yürüyordunuz.
Suçluydum,
Tek bir can vermiştim sana.
Ve ilk ortaya geçtiğinizde;
vuruldunuz.
Hazmedemiyordun,yenilgiye.
Senden güçlüydüm,
Kendince planlar;
yapıyordunuz.
Kendimce kurduğum oyunlara
karışıyordunuz.
Arkadaşlarınızla toplanıp,
gruplaşıyordunuz.
Bense en yakın arkadaşımla,
oturuyordum.
-Boşver diyordu.
"Hem yakışıklı da değil o".
Niye üzülüyordum.
Yalan söylüyordu bana.
Benimle beraber o da üzülüyordu.
Topunuzu patlatıyorduk gizlice,
Sonra kız koşup annesine,
anlatıyordu,ağlıyordu.
O geliyordu bana hesap soruyordu.
Sen de onun kalbini kırdın diyordu en yakın arkadaşım.
Sen ona kalbini ver
Biz de topu vereceğiz sana.
kötü bakıyordun,
konuşuyordunuz.
Doğum günüme geldiğinizde bile,
Gülüşüyordunuz.
Yan yanaydınız yine,
Ben üzülüyordum.
Beni sevmiyordunuz biliyordum.
Ama hala geliyordunuz.
Çocuktuk ya,
aynı mahallenin,
çocuğuyduk.
çağrılıyordunuz.
Ağlıyordum,hıçkırıyordum
Bağırıyordum.
duymuyordunuz.
hırsımdan herkesi üzüyordum;
seviniyordunuz.
Hangi yola seksek çizsem,
tebeşirimle.
Sonraki gün,
siz oynuyordunuz.
Sinirden gece gizlice kalkıp,
siliyordum.
şaşıyordunuz.
Yeni bir aile taşındı mahallemize.
O çocuğu hiç sevmiyordun.
Yeşil gözlerine kıskanıyordun,
biliyordum.
Bizimle gelip oynuyordu.
Arkadaş oluyorduk.
kötü bakıyordun,
konuşuyordunuz.
Ben,o ve en yakın arkadaşım,
sizin yürüdüğünüz yollarda yürüyorduk.
Konuşuyorduk.
Ufak piknikler düzenliyorduk,
teras katlarında.
Çok üzülüyordun.
Yakan top oynuyorduk.
Aynı gruptandık ikimiz de.
Çekemiyordun.
Her pas tutuşumda onu oyuna almama,
üzülüyordun.
Sonra düşünüyordunuz.
üzülüyordunuz...
Bir gün yanıma geldin.
Konuşmak istedin.
Üzüldüğünü söyledin bana.
Ben onu hiç sevmedim dedin.
Onunla oynuyordum
Dayanamıyordun.
ayrılıyordunuz.
Bağrıştığınızı duydum.
Güldüm,üzüldüm.
Yalnız kaldın.
biliyordum...
Beraber yürüyorduk onunla,
seninle yürüdüğümüz yollarda.
Ağlıyordun.
Herkese bağırıyordun.
Doğum günün vardı.
Gelmiştik hepimiz.
Bir tek o yoktu.
Hiç sevmediğim o kız.
Hediyeni vermek için yanına geliyordum.
Sevindin,
güldün.
ordaki herkes ; susuyordunuz.
Ben yine onun yanına gittim;
üzüldün.
Hediyeni açtın;
ağladın.
Bir kalp vardı içinde,
En güzel şeylerini koyabilmen için.
İntikamı küçüklüğünde öğrenmiştin sen,
Ne kadar acı olduğunu biliyordum ben.
Ben onu hiç sevmedim.
Çünkü o çok acı bir şeydi.
Senden de asla nefret etmedim.
Sana hep kızdım,
sana hep sustum,
Ama hiç kötü düşünmedim.
Biliyor musun ben o kızı hiç sevmedim.
Artık çıktığım merdivenlerden,
Dönmemek için güle güle dedim.
Üzülmemen için,taşınırken bakmadım sana.
Ona el salladım.
Alındın,,.
Kırıldın.
Bütün arkadaşlarınla arkamdan
ağlıyordunuz.
Döner gelirim diye bekledin.
"Gelmedim"
Sana kırgın değildim,
kızgın da.
Bana yaşamayı öğretiyordunuz aslında.
Şimdi büyüdük.
Farklı yerlerde,farklı illerde yaşıyoruz.
O sokakları,o oyunları
Belki hala bilirsin,
o yolları.
Belki hiç unutamayabilirsin
o yılları.
Çocuktuk...
Şimdi onlarca teşekkür edebilirim sana.
O günlerde yeterince vazgeçmeyi öğretebildiğin için;
bana.
O gün anlamıştım ben yaşamanın zorluğunu.
O gün anlamştım umursamazlığın;olduğunu...
Çocuktun,
çocuktum,
çocuktuk...
Küçük hayatlar yaşadık,büyük şeyler öğrendik.
Çocuktum seni sevdiğimde,
hırçınlığımda,
ağladığımda,
topunuzu patlattığımda,
seni delice sevdiğimde.
En yakın arkadaşımın artık üzülme
diyen ısrarlarında çocuktum hala.
Ve büyümemiştim daha.
Ve ne zaman çekip giden biri olsa hayatımda.
O çocukluğumun o ilk ağrısı,
gelir o ayrılıkta.
Daha çabuk unutur,
daha çabuk avutur,
daha çabuk hazmederim.
Hırçındım bilirsin.
Ama hırsız değildim.
Sana o kalbi hediye etmiştim,
hatırlarsın.
O günlerden birşey kaldı bu güne.
Her yalnız kalışlarımda,alışıyorum.
Sonra her üzücü ayrılıkta,
Çocukluğumu hatırlamaya çalışıyorum.
Çok üzdün beni;hatırlarsın.
Onun için hala
seni hiç sevmiyorum.
Üzdün;
onun için üzen herkesi sen görüyorum.
O günlerde umursamaktan uyku girmezken gözüme
bugün umursamadığımdan;
vazgeçiyorlar...
O gün sana çok ağladığımdan,
bugün gidene ağlamadığıma,
şaşırıyorlar...
O gün bağırmaktan sesim kesilirken,
bugün sessiz kalışıma,
dayanamıyorlar...
Hani diyorlar ya çocuk kalbi büyük diye,
şimdi inanıyorum.
İnsanlar büyüdükçe yüreklerini
küçültüyorlar.
Hatırlıyor musun?
Beraber yürüdüğümüz yolları.
Ufak ellerimiz birbirine değince
kalbimin çarpıntısına
dayanamadığımı,
Yolun ortasında oturup bağdaş kurduğumuzu.
Her yolun başına sokak numaralarının
bulunduğu tabelaları çaktılar,
o gün o yollardan geçen ilaçlama arabalarıyla,
en güzel oyunlarımıza ilaç sıktılar...
Biliyor musun o yolları yıktılar...