Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Ekibi Hakkımızda Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Site Haritası Site Haritası Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Web Mail Gönder Bize Yazın
Ana Sayfa | Yazarlarımız | Sitene Edebiyat Dergisi Ekle | Makaleler | Fıkralar | Şiirler | Şiir Videoları İzle | Yazarlık Başvurusu | Forum
Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! Tarih:03.05.2012 VADANDAŞ İKDİDARINI SEÇERKEN Tarih:29.04.2012 Yazarlık Başvurusu Yapan Üyelerin Dikkatine Tarih:01.05.2011 Tüm Üyelerimizin Dikkatine Tarih:27.07.2010 "Şıklar Arasındaki Aşk" Yazarımız Tolga KAYASU' nun kitabı çıkmıştır. Tarih:17.03.2010
Kalemin Gölgesi FaceBook Katıl
Üye Giriş Paneli
 
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Hızlı Menü

Diğer Bağlantılar

En Çok Okunan Makaleler

En Çok Okunan Şiirler

En Çok Okunan Fıkralar

En Çok Okunan Hikayeler

Mayıs Ayı Belirli Günleri

 

En Çok İndirilen Slaytlar

Kitap Özetleri

Ödevler

İstatistikler

  • IP:38.107.179.240
  • Bugün:79
  • Geçen Gün:577
  • Toplam:112086

Kitap Tavsiyeleri

Edebi Bir Şahsiyet


T. S. Eliot
1888 - 1965
Hayatı için tıklayınız.
 

Forumda Son Durum

 
Türkçe giderse Türkiye gider

Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Türkçe giderse Türkiye gider

E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş

Bildiğiniz üzere ve benim de bir çok yazımda dile getirdiğim gibi bir ulusu kültürüne bağlayan en önemli unsur dildir. Dildir bir ulusu tarihe bağlayan. Eğer siz o dile zarar verir iseniz o toplumun tarihine zarar verirsiniz. Böylece o toplumun tarihi ile olan bağı yavaş yavaş zayıflar ve yok olur.

 

Bildiğiniz üzere biz Türkler, Dünya’ya hükmetmiş bir milletiz. Orta Asya’dan Avrupa’ya kadar bir çok devlete hayliyle Dünya’ya hükmettik. Belki de Dünya’da Dünya’yı bu kadar uzun süre hükmeden ırk bizizdir. Hunlar, Selçuklular ve son olarak Osmanlı. Deyim yerindeyse Dünya’yı yerinden oynattılar.

 

Bir çok Türk Devleri yeni devletler kurar iken bir önceki kurulanlardan güç almıştır, yanlışları görüp düzeltmiştir ve yoluna öyle devam etmiştir. Bu olayı da yine dilleri sayesinde yapabilmişlerdir. Eğer bir sonraki kurulan devlet dilini Türkçe yapmaz ise çabucak yıkılması kaçınılmaz bir son olmuştur. Tarih sahnelerinde bu bahsettiğim olayı görebilirsiniz. Bir çok Türk kavmi Türkçeyi kullanamadıkları, devam ettiremedikleri için yok olmuşlardır tarih sahnelerinden.

 

Bir çok yazımda bu olguya dikkat çektim, çekmeye de devam edeceğim. Anlayana kadar , kavrayana kadar birilerinin devam edeceğim. Papağan misali sürekli aynı konuyu söyleyebilirim fakat birkaç papağan yan yana gelsek birileri artık zorlada olsa anlar.

 

Biz dilimizi kaybedersek kaybettiğimiz şey sadece dilimiz olmayacak biz olacak. Yukarda anlattığım gibi bir ulusu ulus yapan dilidir. Biz bu cümleyi sadece teoride uyguluyoruz ama pratikte uygulasak tekrar eski gücümüze kavuşacağız. Selçuklular, Hunlar ve Osmanlılar ne zaman dil ile bağlarını zayıflattılar işte o zaman yıkılma süreçlerine girmiştir. İşte bu yüzden diyorum aman dikkat Türkçe giderse Türkiye’de gider.

 

Yakın tarihimize bakın. Osmanlı, yedi cihana hükmetti ne zaman Türkçe’nin etkisi azaldı o zaman yıkılma sürecine girmeye başladı. Sokaklar da ne zaman Fransızca çok kullanılmaya başladı, Osmanlı yıkıldı. Bu tabloyu iyi görmek lazım Fransızca öğrenmeyin demiyorum, benimsemeyin diyorum. İşte biz bu ayrımı yapamıyoruz. Yabancı dil bilmeyi bir marifet olarak görüyoruz ve kendi dilimizden çok onu kullanmaya çalışıyoruz. Günümüzde de tablo aynı sadece Fransızca değil de İngilizce.

 

Çoğu kişi beni yanlış anlar. İngilizce öğrenmeyin demiyorum Fransızca olayında ki gibi ama benimseyen o kadar çok insan var ki. Sokakta yürürken Türkiye’de mi yoksa Amerika ya da İngiltere’de mi yürüyorum farkına varamıyorum. Herkes İngilizce konuşmaya çalışıyor. Yarısında Türkçe ile birleştiriyor Türkçeyi de İngilizceyi de katlederek Turkhce yi yaratıyor.

 

Öğle bir duruma geldik ki artık İngilizce bilmeyene kız vermiyorlar. Eskiden 7 ceddini sayamayanlara kız vermezlerdi. Yani tarihi, soyunu sopunu tabir yerindeyse bilmeyenlere kız vermez iken bizim değil de İngilizlerin tarihini bilmeyenlere kız vermiyorlar. Siz zannediyor musunuz İngilizce öğrenince onların tarihini, soyunu sopunu bilmeyeceğiz. Hayır, zaten İngilizceyi öğretmedeki amaçları bu kendi kültürlerini yaymak. Biz de pısırık pısırık kabul ediyoruz. Halbuki onlara tarihin ne demek olduğunu ulus kavramının ne demek olduğunu bunların hepsini biz öğrettik ama onlar bize satıyor. Bu şu olaya benziyor bor minerali bildiğiniz gibi büyük bir çoğunluğu bizim ülkemizde ama biz çıkaramıyoruz. Başkaları çıkarıyor bize de az buçuk bir para veriyor. Biz ham bor satıyoruz, onlar işliyor biz onlardan işlenmişini satın alıyoruz. Yorum sizin.

 

Ülkemiz de ayrıca bir trajik durum daha var. Sokaklarımız, caddelerimiz tarihi eser fışkırıyor. Her yerde bir çeşme, han, hamam, olmadı bir dikili taş. Avrupa’da ufacık bir tarihi eseri koruma altına alıp, onu hem turizm malzemesi yapıyorlar hem de kendi kültürlerini yaymada kullanıyorlar biz ise ne yapıyoruz onu harap ediyoruz. Siz ona bir taş gözü ile bakabilirsiniz ama işte tarih odur. Tarih sadece sayfalar arasında sıkışan şey değildir. dışarıdaki taştır, topraktır aynı zamanda.

 

Aynı durum ile bir trajik durum daha ise sokağımızdaki o çeşmeleri, hanları, hamamları anlayamıyoruz. Neden çünkü üzerinde Osmanlıca yazıyor. Biz de Osmanlıca bilmeyi gericilik olarak görüyoruz. Bu zihniyet tamamıyla altını çize çize söylüyorum yanlıştır. Bir utanç manzarasıdır. Dediğim gibi yurt dışında bir taşı nasıl koruyorlar. Neden? Çünkü üzerinde ne yazdığını anlıyor ama biz anlayamıyoruz. Halbuki üzerinde yazan şey Türkçe dir. Sadece Arap harfleri ile yazılmışı.

 

Okullarımız da İngilizce öğretmeyi marifet biliyorsunuz da neden kendi tarihinizi öğretmeyi gericilik olarak görüyorsunuz. Bazı bizi tarihimizden koparmak isteyen zihniyet bunu bilerek yapıyor. Neden? Daha önceden de söylediğim gibi bir ulusun dili kopardınız mı o ulus, düşmüş demektir. Adamların yaptığı da bu bizi dilimizden koparmak. Böylece kirli emellerini topraklarımız da gerçekleştirebilmek için. Bu oyuna gelmeyin. Hatanın neresinden dönersek kardır. Tekrar tekrar söylüyorum.

 

Ben umutluyum. Tekrar Türkçemizin kıymetini bileceğiz ve ben o zaman kollarımı açıp Hoş geldin Türkçe diyeceğim ve o gün tüm Dünya’da belki onlarca kez dediği gibi Hoş geldin Türk diyecek. Selçuklu, Osmanlı ne zaman bir yeri fetih etse söylenen söz buydu. Neden ? Çünkü biz gittiğimiz her yere hoşgörü götürdük. Hatta şu meşhur İstanbul’un fethinin öncesi İstanbul halkının 2. Mehmet’e söylediği sözleri bilirsiniz. Tarihe bakarken şuna da bakın. Bir İngiliz bir yeri aldığında yemediği küfür kalmamıştır. Biraz da yakın tarihimize bakalım. Bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kore’de kardeş gibi karşılanıyor veya bir başka ülke de sevgi ile karşılanıyoruz ama bir yabancıya öyle mi? Bu farkı anlayalım artık.

 

Dilimize el sürdürmeyelim!

 

27,06,2010


Yazar: Tolga KAYASU

1040 kez okundu.


Tavsiye Et

Yazarımızın Diğer Yazıları...   

İlgili Yorumlar...    Yorum Yaz

Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız.


Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Yazar Üyeler İçin Kullanım Klavuzu

Google da Arama

Yazarlarımız ( ... )

Yzr Akın AKINCI
" Gençliğin Sonu Mu Ne ? "
Abdulkadir NİRİBÎ
" Allahü Teâlâyı Bilirmisin? "
Adnan DENİZ
" Gelecekteki Yalnızlık... "
ALP AKÇA
" Acı Bana "
Altuğ Öztürk
" Gerçek İnanç "
Arif ÖZDEMİR
" Dil ve Kültür Üzerine "
Arzu Koçaklı
" bir nefeste ölmek "
ASLIHAN ÇAĞLAN
" Annem "
Ayhan Yalçın
" Hüzn-ü Gûlizârım "
ayse ceylan
" Bekleyen Bir Yürek "
Ayşe Mine Tuna
" Her Duygu Sen "
ayşe nur sal
" Yakılan Yüreklere "
ayşegül aşkım karagöz
" ___Lirik Kuşlar ___ "
Ayşenur DEMİRCİ
" Sahi Nasıl Sevdim "
BARIŞ GÖKSÜ
" AŞK GİRDABI "
Bekir ÇAĞLAYAN
" Bizler "
Beyhan AYDOĞAN
" AH YÜREĞİMİN SEGAH MAKAMI "
Bilal YILMAZ
" YERYÜZÜNDE HUZUR "
Blue Bird
" Mavi Kuş "
Dilaver AYYILDIZ
" ÜRKEK BİR KÖY ÇOCUĞU "
Emin KEVEN
" Kalemin Gücü "
Emine GÖÇER
" Dünya Küçüldü "
Emre Atasoy
" Mutluluk Diyeti [Kalemimden] "
Erdi İPEK
" Kandın Damarım da ve Kanadım! "
Fatih Bar
" Bilgi "
Fatma Türkdoğan
" Dostluk ve Muhabbetle "
Ferdi AKBAŞ
" Bilmiyorum "
gelincik göçmen
" Bir Tek Gülüşüydü Beni Dünyanın En Mutlu İnsanı Yapan,Ben Gülüşü Kaybettim. "
gülseri yavuz
" İşi Bilmek "
Hüzün Çiçeği
" Aklınızı mı Yoksa Kalbinizi mi Didikletirsiniz? "
İbrahim Akın
" Kadrolu Din Adamı Olunmaz "
İsmail Türkdoğan
" Falcı "
Jale Nur Turgut
" Yaşamak, Tırmanmaktır "
Kadir YATAĞAN
" BİR DESTANDIR ÇANAKKALE "
mehmet burhan
" Türkler Transformers'ı Çekmiş Olsaydı "
Mehmet ÖZKAN
" İksir "
mehmetreşat kaya
" Ölüme Biz Aşkı Yazdık "
Merve Şener.
" 92'nin Çocukları "
Meryem Arslan
" Zaten Yoktular(Şairden İlhamla) "
Meryem Tuna
Metin Çölaşan
" Eski Asfalt "
Metin YALÇIN
" Kırgın "
Muhammed KAYA
" Anlamak "
Mustafa ÇAVUŞOĞLU
" Vatan Sevgili Asker "
Nuray Kaçan
" Sevdiceğim "
Nurten KARAKAŞ
" HAYATA BİR FARKLI BAKIŞ "
Orhan Bozgan
" A'na İsyan "
Öznur UÇAN
" Yağmur "
Ramazan AKINCI
" Gecenin Izdırabı "
Recep Akıl
" İLGİLİSİNE "
Refik Mert UYKUSEVEN
" Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! "
Semra BİLGİN
" Basık Gök "
Serdal Akyazı
" Aşk... "
Serpil GÖKYOKUŞ
" Hayatın renkleri "
Sibel Kaya
" Geçmiş Zaman Erkeği "
Sinan KARAKAŞ
" Emeklileri Mahkemeye Yollamayın "
Suheyl Okur
" Nefis "
süleyman dervişoğlu
" Çılgın aşk "
Sümeyye KILINÇ
" Başlıksız "
şuheda karagöz
" 'Ve' ile bir düşünce "
TALİP ADIYAMAN
" Ana Dilde Okuma "
Tolga KAYASU
" Eğitim Şart "
Tolga POLAT
" Bilmediğin İnsanların Ellerindeki Neşter "
Tuğba GİRGİN
" HASRET "
Yaren Jale Engin
" Aşk "
Yılmaz Barıtlı
" Haliç'te Akşamın Kızıllığı "
Zeynep Reyhan
" Çalmadan Gir İçeri . . "
Zeynep ULUER
" Yenilmeyen "
Ziya Karakoyun
" Yaşamaktı Günü Dünü Unutana "
Yazarlık Başvurusu

Site İçi Detaylı Arama

Dost Linkler

En Son Giriş Yapan Üyeler

     

    Edebiyat Takvimi

    (Tümü...)