Sonuna kadar açılmış bir perde,koskoca bir gökyüzü karşımda,yazıyorum.
Karar vermeden ,yalnızca sözcükleri bir araya getirerek...Bütünleşince hiçbir anlam ifade etmeden yalnızca yazma tutkumu tatmin edecek bir an sıkıştırıyorum bu güne.Bulutların arasına sıkışmış gizli umutları çıkarıyorum gün yüzüne.Bugünden yarına bir nefes çekiyorum ,bir küçük "ah"sıkıştırıyorum çocukluğumun düşüşlerine inat.Dünün yağmurundan yorgun düşmüş kaldırımlardan yürüyorum zarar vermeksizin küçük yeşil alanlara.Yeni umutlara gebe,yeni sevinçlerle hür büyüsünler diye.Birkaç saat öncesinden tüm yakıcılığını kaybetmiş güneşi davet etmek istiyorum içime,geçmişimdeki soğuklukları ısıtsın diye.
Bütün uykuları yarına bırakıyorum,uykusuzluklarım kalsın sözcüklerimde ve ben her an onları yazayım.Rüyalarım bölünsün iki güvercinin kavgalarıyla.Bir ufak gülücük kalsın geride uyanayım.Dönmeyeyim uykulara,yalın rüyalar kalsın tüm düşüncelerimden geriye.Yazdıklarım hep gitmesi gereken yere gitmeden önce bir daha okuyup değiştireyim o en hafif sözcükleri.Sığsın cümlelerim sayfalarıma ki daha çok yazıp daha çok anlatayım öfkemi.
Okuyanlar bilsinler ki bu bir hayal ürünü değil.Gerçekle birebir.Ve her okuyan anlasın ki her yazdığımın bir sahibi var,kendini bulana kadar kalsın sayfalarda.
Titreyen bir sözcük varsa şuan parmak uçlarımda,tek sebebi dün yazamadığımdandır.Ve bugün bu sözcüğün olmayışı bu bir günün uzun sürmesinden yalnızca.O sözcüğün bunca saat sessizce çürümesi bir özlemin alevinden değil,bir öfkenin soğukluğundan.
O öfke öyle büyük,öyle sessiz ve öyle can yakıcı ki onun için hala dingin ve hala gideceği yeri bilemeden bekliyor.Sebepler anlaşılınca sonuçlar alıp götürecek onu ve öylece açığa çıkacak.
Öyle zamansız çıkacak ki,yıllar geçse bile hala çocuksu kalacak ve hala koruyacak tazeliğini.
Öyle bir sır olacak ki içimde kimse bilemeyecek sebebini.
Ve öyle bir küçüleceksin ki serde kimse göremeyecek seni.
O yürek çoktan talan olmuş ve içindeki herşey unutulmuştur çünkü...