Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Ekibi Hakkımızda Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Site Haritası Site Haritası Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Web Mail Gönder Bize Yazın
Ana Sayfa | Yazarlarımız | Sitene Edebiyat Dergisi Ekle | Makaleler | Fıkralar | Şiirler | Şiir Videoları İzle | Yazarlık Başvurusu | Forum
Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! Tarih:03.05.2012 VADANDAŞ İKDİDARINI SEÇERKEN Tarih:29.04.2012 Yazarlık Başvurusu Yapan Üyelerin Dikkatine Tarih:01.05.2011 Tüm Üyelerimizin Dikkatine Tarih:27.07.2010 "Şıklar Arasındaki Aşk" Yazarımız Tolga KAYASU' nun kitabı çıkmıştır. Tarih:17.03.2010
Kalemin Gölgesi FaceBook Katıl
Üye Giriş Paneli
 
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Hızlı Menü

Diğer Bağlantılar

En Çok Okunan Makaleler

En Çok Okunan Şiirler

En Çok Okunan Fıkralar

En Çok Okunan Hikayeler

Mayıs Ayı Belirli Günleri

 

En Çok İndirilen Slaytlar

Kitap Özetleri

Ödevler

İstatistikler

  • IP:38.107.179.243
  • Bugün:78
  • Geçen Gün:577
  • Toplam:112085

Kitap Tavsiyeleri

Edebi Bir Şahsiyet


Albert Camus
1913 - 1960
Hayatı için tıklayınız.
 

Forumda Son Durum

 
Neden Geyik Muhabbeti?

Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Neden Geyik Muhabbeti?

E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Google da paylaş Twitter da paylaş MySpace de paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş

Aslında bir çoğumuz bu soruyu sorarız ve cevap veremeyiz. Neden geyik muhabbeti denir, neden geyik vs vs sorular böyle çoğalır. Geçen gün benim de aklıma takıldı. Biraz araştırmayla başladım bazı bilgiler elde ettim. Şöyle başlayalım.

 

Neden geyik muhabbeti yaparız?

 

Bu biraz eskilere dayanıyor. 1900 lü yıllarda dünya da hızlı bir sanayileşme görülür. Bununla beraber ülkeler arasında ekonomik rekabet ve bunun doğurduğu sonuçlar görülür. Ham madde yarışı, teknoloji yarışı ve bunların tetiklediği sömürgecilik. Hayliyle ülkeler arasında böyle bir yarış var iken rekabetten doğan savaş da kaçınılmaz olur. 1914 de patlak veren 1.Dünya Savaşı’nın temel sebebi ekonomik yarış. Bu savaş ülkeler bir yana insanlara oldukça zarar vermiştir hem maddi hem manevi. Manevi boyutu daha fazla olacaktır ki bir çok insanın psikolojik sorunlar yaşadığını görürüz.

 

Tam bu sırada edebiyatta Dadaizm akımı açığa çıkar. Hiçbir kural tanımayan, akıl dışılığa ve anlaşılmazlığa sapan bir sanat akımıdır. 1.Dünya Savaşı sonrasında Tristan Tzara öncülüğünde ortaya çıkmıştır. Dadaistler, her türlü sanat ve edebiyat kuralına karşı çıktıkları için sanat anarşisti sayılmışlar.

 

Dünya yerinde durduğu gibi durmadığından 2. Dünya Savaşı’nda patlak vermesi kaçınılmazdı. Dünya yine bir savaş buhranı için girmiştir. Daha 1.Dünya Savaşı’nın yaralarını saramayan insanlar bir savaşla daha yıkılmışlardır ve bu seferki yıkımlar daha ağır olmuştur. Gerek maddi yönden gerek ise manevi yönden.  

 

Bu sefer de 2.Dünya savaşı’nın yarattığı yıkım sonucu doğan sanat ve felsefe akımı egzistansiyalizm( varoluşçuluk) ortaya çıkmıştır. Varoluşçulara göre insanın kendisini yaratması ve aşması gerekir. Bunun için de insan, asıl varoluş gerçeklerine dönmelidir. İnsan, kendini aramalı, varoluş gerçeğini bulmalı, kendi özünü elde etmelidir.

 

Ve bunlar yetmiyormuş gibi bir de patlak veren Soğuk Savaş dönemi. İnsanlar artık iyicene bunalmış, harap olmuştu. Özellikle de psikolojik olarak oldukça zarar görmüşlerdi.

 

Dünya’yı etkileyen bu genel savaşların yanında bir de ulusal kurtuluş savaşları. Ülkemizdeki gibi Kurtuluş Savaşı’mız gibi bir çok ülkenin bağımsızlık savaşları. Kıbrıs Savaşı, Kore Savaşı…. Savaş, savaş artık insanlar bu kelimeden iğrenir oldular.

 

Bu kadar savaş buhranları içinde yok olan psikolojiler boş şeylere yönelmeye başladılar. Hayatları amaçsız şekilde yönlendirmeye başladılar. İşte geyik muhabbeti dediğimiz o boş uğraş bu yollar da ortaya çıkmıştır. İnsanların savaşlar ve hayat zorlukları arasında sıkışmış hayatlarından. Bozulan psikolojilerden doğmuştur.

 

Şimdi bile çıkın sokağa gençler zor olanla uğraşmak istemiyorlar bile. Hayatlarını boş geçiriyorlar bir amaç çerçevesinde değil anı değerlendirmek için yaşıyorlar.

 

Peki neden geyik?

 

Aslında geyik hayvanına acıyorum bu yakıştırmaya maruz kaldığından. Hiçbir hayvan bu tür saçma işler için kullanılmamalıdır lakin bu vakitten sonra elden ne gelir. Her hayvan, her canlı bu dünyaya bir amaç için getirilir bu tür saçma bir şey için hiçbir canlının alet olmasını istemem. Geyik olayına gelir isek. Sanırım bu olayın sorumlusu   Baron Münchausen.

 

St.Petersburg balmumu heykel sergisinin sergi organizatörü Jale Kuşhan, halkın dilinde dolaşan "geyik muhabbeti" sözünün de Münchausen'den geldiğini söyledi. Münchausen'in, hikayelerinden neden "palavracı" olarak anıldığının anlaşıldığını belirten Kuşhan, "Baron Münchausen, Alman asıllı bir hikaye yazarı. Baron, o yıllarda halk arasında 'palavracı' olarak biliniyor. Türkçe'ye çevrilen hikayelerinden okuduk ve gerçekten Baron'un yazdığı hikayelerin palavra olduğunu anladık. Mesela bir hikayesinde, 'Bir gün ormanda avlanmaya gittim ve karşıma bir geyik çıktı. Cephanem bittiğinden dolayı geyiği avlayamadım. Geyik de bana alay edermiş gibi baktı ve bende kiraz yiyordum. Kirazın çekirdeklerini tüfeğe koydum ve alnının ortasından vurdum. Geyik ilk başta biraz tökezledi ama kaçmayı başardı. Bir yıl sonra ormanda avlanırken bir geyik gördüm. Baktım geyiği tanıdım. Çünkü alnının ortasında kocaman bir kiraz ağacı vardı. Geyiği avladım ve kirazlarından yedim. Hayatımda yediğim en tatlı kirazlardı onlar' diye anlatıyor. Baron'un diğer hikayeleri de bunun gibi asılsız. Halk arasında 'geyik muhabbeti' sözünün Baron'un bu hikayelerinden geldiği söyleniyor" dedi.

 

Açıkçası bu bilgiler internetten. Ansiklopedilerde neden geyik muhabbetine neden geyik muhabbeti denir türünden bir bilgi yok. Varsa da ben görmedim. İnternette bulduğum bir diğer bilgi ise;

 

geyik muhabbetinin asil kökeni geyiklerin baş başa verip çene takırdatmasından ileri gelir. olay şöyle; ren geyikleri kisin ahırlarında üşüdükleri zamanlarda birbirlerine iyice sokulurlar, ancak boynuzlar birbirlerine çok iyi temas etmelerini engellediği için yine de çok yanaşamazlar birbirlerine ve üşürler. haliyle çeneleri titrer ve sanki kafa kafaya vermişler de konuşuyorlarmış izlenimi yaratır görüntü. iste geyik muhabbetinin asil kökeni budur

bir diğer bilgi ise

geyiklerin çok soğuk havalarda daha öncede yazılmış olduğu gibi donup ölmemek için bir araya toplanıp genelde çembere benzer bir şekil alıp nefes alıp vererek ortamı ısıtmaya çalışmaları insanların da bir araya toplanıp onlar gibi ağızlarını oynatmalarına benzetilmiş.

 

Türlü türlü bilgiler dolaşan internette konu ile ilgili mantığa yatkın olarak bu bilgileri buldum.

Hatta Sponge Bob’ un yaratıcısının bir röportajı vardı o nu da bulsam paylaşmak isterdim ama bulamadım. Aklımda kaldığı kadarıyla. Çizer eğlenmek için bir şeyler karalıyor ve bu kadar aptalca şeyi insanların sevebileceğine ihtimal vermiyordu ama tuttu. O kadar aptal şeyler izlenme rekorları kırıyor. Sponge Bob’ un da geyik muhabbetinden aşağı kalır yanı yok.  

 

İnsanlarımız geyik muhabbetini bir ihtiyaç haline getirdiler. Yapamadan edemiyorlar. Yorucu hayat tempolarında nefes almak olarak algılıyorlar geyik muhabbetini. Halbuki bu olay belirli bir süre ile kısıtlı kalsa içim yanmayacak. Her dakika geyik yapan insanlarımız hayatlarını amaçsız yere harcıyorlar farkında değiller. Ve bu yüzden hep birileri tarafından kontrol ediliyorlar. Çünkü amaçsız yaşıyorlar.

 

07.05.2010


Yazar: Tolga KAYASU

1320 kez okundu.


Tavsiye Et

Yazarımızın Diğer Yazıları...   

İlgili Yorumlar...    Yorum Yaz

Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız.


Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Yazar Üyeler İçin Kullanım Klavuzu

Google da Arama

Yazarlarımız ( ... )

Yzr Akın AKINCI
" Gençliğin Sonu Mu Ne ? "
Abdulkadir NİRİBÎ
" Allahü Teâlâyı Bilirmisin? "
Adnan DENİZ
" Gelecekteki Yalnızlık... "
ALP AKÇA
" Acı Bana "
Altuğ Öztürk
" Gerçek İnanç "
Arif ÖZDEMİR
" Dil ve Kültür Üzerine "
Arzu Koçaklı
" bir nefeste ölmek "
ASLIHAN ÇAĞLAN
" Annem "
Ayhan Yalçın
" Hüzn-ü Gûlizârım "
ayse ceylan
" Bekleyen Bir Yürek "
Ayşe Mine Tuna
" Her Duygu Sen "
ayşe nur sal
" Yakılan Yüreklere "
ayşegül aşkım karagöz
" ___Lirik Kuşlar ___ "
Ayşenur DEMİRCİ
" Sahi Nasıl Sevdim "
BARIŞ GÖKSÜ
" AŞK GİRDABI "
Bekir ÇAĞLAYAN
" Bizler "
Beyhan AYDOĞAN
" AH YÜREĞİMİN SEGAH MAKAMI "
Bilal YILMAZ
" YERYÜZÜNDE HUZUR "
Blue Bird
" Mavi Kuş "
Dilaver AYYILDIZ
" ÜRKEK BİR KÖY ÇOCUĞU "
Emin KEVEN
" Kalemin Gücü "
Emine GÖÇER
" Dünya Küçüldü "
Emre Atasoy
" Mutluluk Diyeti [Kalemimden] "
Erdi İPEK
" Kandın Damarım da ve Kanadım! "
Fatih Bar
" Bilgi "
Fatma Türkdoğan
" Dostluk ve Muhabbetle "
Ferdi AKBAŞ
" Bilmiyorum "
gelincik göçmen
" Bir Tek Gülüşüydü Beni Dünyanın En Mutlu İnsanı Yapan,Ben Gülüşü Kaybettim. "
gülseri yavuz
" İşi Bilmek "
Hüzün Çiçeği
" Aklınızı mı Yoksa Kalbinizi mi Didikletirsiniz? "
İbrahim Akın
" Kadrolu Din Adamı Olunmaz "
İsmail Türkdoğan
" Falcı "
Jale Nur Turgut
" Yaşamak, Tırmanmaktır "
Kadir YATAĞAN
" BİR DESTANDIR ÇANAKKALE "
mehmet burhan
" Türkler Transformers'ı Çekmiş Olsaydı "
Mehmet ÖZKAN
" İksir "
mehmetreşat kaya
" Ölüme Biz Aşkı Yazdık "
Merve Şener.
" 92'nin Çocukları "
Meryem Arslan
" Zaten Yoktular(Şairden İlhamla) "
Meryem Tuna
Metin Çölaşan
" Eski Asfalt "
Metin YALÇIN
" Kırgın "
Muhammed KAYA
" Anlamak "
Mustafa ÇAVUŞOĞLU
" Vatan Sevgili Asker "
Nuray Kaçan
" Sevdiceğim "
Nurten KARAKAŞ
" HAYATA BİR FARKLI BAKIŞ "
Orhan Bozgan
" A'na İsyan "
Öznur UÇAN
" Yağmur "
Ramazan AKINCI
" Gecenin Izdırabı "
Recep Akıl
" İLGİLİSİNE "
Refik Mert UYKUSEVEN
" Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! "
Semra BİLGİN
" Basık Gök "
Serdal Akyazı
" Aşk... "
Serpil GÖKYOKUŞ
" Hayatın renkleri "
Sibel Kaya
" Geçmiş Zaman Erkeği "
Sinan KARAKAŞ
" Emeklileri Mahkemeye Yollamayın "
Suheyl Okur
" Nefis "
süleyman dervişoğlu
" Çılgın aşk "
Sümeyye KILINÇ
" Başlıksız "
şuheda karagöz
" 'Ve' ile bir düşünce "
TALİP ADIYAMAN
" Ana Dilde Okuma "
Tolga KAYASU
" Eğitim Şart "
Tolga POLAT
" Bilmediğin İnsanların Ellerindeki Neşter "
Tuğba GİRGİN
" HASRET "
Yaren Jale Engin
" Aşk "
Yılmaz Barıtlı
" Haliç'te Akşamın Kızıllığı "
Zeynep Reyhan
" Çalmadan Gir İçeri . . "
Zeynep ULUER
" Yenilmeyen "
Ziya Karakoyun
" Yaşamaktı Günü Dünü Unutana "
Yazarlık Başvurusu

Site İçi Detaylı Arama

Dost Linkler

En Son Giriş Yapan Üyeler

     

    Edebiyat Takvimi

    (Tümü...)