Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Ekibi Hakkımızda Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Site Haritası Site Haritası Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Web Mail Gönder Bize Yazın
Ana Sayfa | Yazarlarımız | Sitene Edebiyat Dergisi Ekle | Makaleler | Fıkralar | Şiirler | Şiir Videoları İzle | Yazarlık Başvurusu | Forum
Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! Tarih:03.05.2012 VADANDAŞ İKDİDARINI SEÇERKEN Tarih:29.04.2012 Yazarlık Başvurusu Yapan Üyelerin Dikkatine Tarih:01.05.2011 Tüm Üyelerimizin Dikkatine Tarih:27.07.2010 "Şıklar Arasındaki Aşk" Yazarımız Tolga KAYASU' nun kitabı çıkmıştır. Tarih:17.03.2010
Kalemin Gölgesi FaceBook Katıl
Üye Giriş Paneli
 
 
Üye Ol
Şifremi Unuttum

Hızlı Menü

Diğer Bağlantılar

En Çok Okunan Makaleler

En Çok Okunan Şiirler

En Çok Okunan Fıkralar

En Çok Okunan Hikayeler

Mayıs Ayı Belirli Günleri

 

En Çok İndirilen Slaytlar

Kitap Özetleri

Ödevler

İstatistikler

  • IP:38.107.179.240
  • Bugün:74
  • Geçen Gün:577
  • Toplam:112081

Kitap Tavsiyeleri

Edebi Bir Şahsiyet

 

Forumda Son Durum

 
Suçlu

1.      KİTABIN KONUSU:

Müberra ile Müfit Ekrem arasında geçen aşk hikayesi anlatılmaktadır.


2.      ESERİN ÖZETİ:

Gerçekte kimin suçlu olduğunu anlatmaya çalışan değişik sayıdaki hikayelerden meydana gelmiştir. Yaşadığımız ve duyduğumuz olaylar karşısında hepimizin bir yorum yapma alışkanlığı vardır. Çoğu kez bu olaylara dış etkenlerin veya vicdanımızın etkisi altında kalarak yaklaşır ve sonuca ulaşırız.  Ama olaylara mantıklı bir şekilde yaklaştığımızda, aslında suçun kişilerin ihmarkarlığı yüzünden meydana geldiğini görürüz. Yani, suş ortaktır. Görünüşte suçlu olarak gözüken birinin, suçsuz olabileceğini, O’nu bu hale sokan etkenlerin suçlu olduğunu unutmamalıyız.


İşte böyle bir olay. Kerime NADİR “BİR KAPRİS KURBANI” adlı hikayesinde, böyle bir olayı anlatıyor.


             


                                                 BİR KAPRİS KURBANI


Herhalde hem en üzgün, hem de en mutlu olduğumuz günlerden biri demezun olduğumuz gündür. Mezuniyet günü, bütün arkadaşlar sevinç göz yaşları ile bu günü yas törenine çevirmiştik. İçimizde en az üzgün, daha doğrusu mutlu gözüken Müberra idi. O herkezden farklıydı. O’nun yaşam felsefesi, hiç bir şeyi ciddiye almamaktı. Kederleri, piyanonun çıkardığı sesler gibi gelip geçici bulurdu. Şunu belirtmeliyim ki, Müberra çok güzel piyano çalan, harikulade sesi olan bir arkadaşımızdır.


Beş yıl sonra O’na Ada’da gezinti yaparken rastladım. O eski halinden eser kalmamıştı. Yanında sevimli küçük bir kız çocuğu ve iri vücutlu esmer bir adam vardı. Beni görünce göz yaşlarına hakim olamayıp, hüngür hüngür ağlamaya başladı. Çok değişmişti. Zayıflamış, solmuş, yıpranmıştı. Beni köşküne davet etti. Müberra’nın gösterdiği bu yakınlığı ve samimiyeti sevinçle karşıladım. Böylece aramızda eskisinden daha iyi bir dostluk doğdu.


Müberra üç yıl önce evlenmiş. Bir toptancı tüccarı olan kocasına ve küçük kızına çok düşkün görünüyordu.  Fakat, günler geçtikçe Ondda tuhaf birşeyler sezmeye başlamıştım. Sanki mutlu değildi. Beni asıl şüphelendiren piyanosunu satmış olması ve müzikle hiç ilgilenmemesiydi. Bu durum beni çok üzüyordu.


Bir Pazar sabahı plajdan dönüyordum. İskeleden büyük bir kalabalığın boşaldığını gördüm. Belki İstanbul’dan gelen bir misafir bulunur ümidiyle bir kenara çekilip, etrafa göz gezdirmeye başladım. Birden gözüme Müberra’nın kocası ilişti. Çocuğu ile birlikte bir yere telaşla gidiyordu. Yanında Müberra’nın olmaması, beni şüphelendirdi. Hemen Müberra’nın yanına gittim. Köşk çok sessizdi. Müberra’nın odasına girdim. O’nu bir yığın mektubu ağlayarak parçalarken gördüm. O’ böyle görünce öyle şaşırdım ki, teselli etmek için hemen boynuna sarıldım. Sonra bana olayın sebebini anlatmaya başladı.


Okulu bitirdiği yıl hayatı çok güzelmiş. Bir gün İstanbul’dan gelen bir misafiri istasyona kadar götürmüştü. Eve yalnız başına dönerken, bir adam Mürebba’ya “Size hayranım, her gün pencerenizin altına gelip müziğinizi dinliyorum” demiş. Bu adam O’nu çok etkilemiş.         


Ondan  sonra  adam  her  akşam  Müberra’ nın  penceresinin  altında   O’nun müziğini  dinliyormuş  ve  sonra  mektubu  bir  taşa  bağlayarak ,   pencereden içeriye  fırlatıyormuş.  Bu olay  haftalarca  sürmüş.  Müberra  artık o adama bağlanmıştı .


 


Bir  gün  yaşlı  bir  adam  Müberra  ile  görüşmek ister. Cebinden bir nüfus kağıdı ve bir evlenme cüzdanı çıkarır,  Müfit  Ekremin  dört  yıldan  beri  kendi kızıyla  evli  olduğunu  söyler.  Bu  olaydan  sonra  Müberranın  hayatı  cehenneme  döner.   Artık  daha   ikindiden  perdeleri  sımsıkı  kapar, piyanonun  yanına  bile   yaklaşmıyordu.   İşte  o  sıralarda  bir  tüccarla  evlenir.    Feryatların   sebebi ise Müfit Ekremi bir gün önce vapurda görmesidir.


Müfit  Ekrem  benim  amcamın  oğlu  idi . Amma  gerçekte  durum  farklı  idi .  Aslında  Müfit  Ekrem  vicdansız  bir  genç  değildi .    O,  aile  baskısıyla  kendisine  layık  olmayan  bir  kızla  evlenmişti .  Sonralar  Münfit  ayrılmaya kalktı ,  fakat  kadın  buna  razı  olmuyordu .  Dava  uzadıkça uzuyordu. O  zamanlar  Müfitin  güzel  bir  kızı  sevdiği  ve  ayrılır  ayrılmaz. O, kız  ile evleneceğini  duyduk. O kızın  sen  olabileceğini  hiç  düşünmemiştim.  Daha sonra  bu  kızın  bir  başkasıyla  evlendiğini  duyduk. Müfit bu ihanetin sebebini anlayamamıştı. Uzun hastalıklar geçirdi. Karısıyla boşandı. Göyüyorsun  ki,  hiç  yokken  hem  kendini  hem  de  Müfite  yazık  etmişsin.


Müberre  bunun  üzerine  bir  kat  daha  kahroldu  ve  yasa  devam etti.


 


3.       ANAFİKRİ:

İnsanların sorunlarının nedenlerini tam olarak anlamadan iş yaptıklarında başına gelebilecek olaylar anlarılmak ısteniyor.


 


 


4.      KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:

Müberra: Dışarıdan her ne kadar da akılı gözükse de aslında o kadar da  akıllı değildir.  Çünkü olaylara at gözlüğü ile bakmaktadır. Hiç bir değerlendirme yapmadan sonuca varıyor.  Sorunu çözmek yerine başka biri ile evlenmeyi kurtuluş sayıyor. Kendi sonunu kendi hazırlıyor.


Müfit Ekrem: Sessiz, ağırbaşlı ve utangaç birisidir. Olayların üstüne cesaretle gitmiyor. Mürebba’nın ihanetinin sebebini öğrenmeden içine kapanıyor ve yaşantısını mahvediyor.  


Hikayede geçen olay günümü olaylarına yaklaşmada bize ışık tutuyor . çünkü pek çok ayrılığın sebebi karşılıklı anlayışın sağlanamamasıdır.


5.      KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

   KERİME NADİR, çok akıcı ve sade bir dil kullanmış, bu da okuyucunun onun romanlarını ve hikayelerini sıkılmadan okumasına olanak sağlıyor ve olaylar hakkındaki yorumu bize bırakması okuyucuya ayrı bir zevk verir.


6.      YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ:

5 Şubat 1917’de İstanbul’da doğan Kerime Nadir ANZAK, 20 mart 1984’te öldü. Bebek Saint Joseph Sörler Okulu’nu bitirdi. Ayrıca özel eğitim gördü. İlk şiir ve öyküleri 1937’de Servetifünun-Uyanış ve Yarımay dergilerinde yayımlandı. Kadın kahramanlar üzerine kurduğu duygusal aşk ve serüven romanlarıyla çok okunan bir yazar oldu. Anılarını Romancının Dünyası (1938) adlı kitapta topladı. Başlıca romanları arasında Yeşil Işıklar (1937), Hıçkırık (1938), Seven Ne Yapmaz (1940), Gelinlik Kız (1943), Uykusuz Geceler (1945), Kahkaha (1946), Posta Güvercini (1950), Pervane (1955), Esir Kuş (1957) ve Sonbahar (1958) sayılabilir.










Yazar: Kerime NADİR

657 kez okundu.


İlgili Yorumlar...    İlk Yorumu Yaz



Kalemin Gölgesi Edebiyat Dergisi Yazar Üyeler İçin Kullanım Klavuzu

Google da Arama

Yazarlarımız ( ... )

Yzr Akın AKINCI
" Gençliğin Sonu Mu Ne ? "
Abdulkadir NİRİBÎ
" Allahü Teâlâyı Bilirmisin? "
Adnan DENİZ
" Gelecekteki Yalnızlık... "
ALP AKÇA
" Acı Bana "
Altuğ Öztürk
" Gerçek İnanç "
Arif ÖZDEMİR
" Dil ve Kültür Üzerine "
Arzu Koçaklı
" bir nefeste ölmek "
ASLIHAN ÇAĞLAN
" Annem "
Ayhan Yalçın
" Hüzn-ü Gûlizârım "
ayse ceylan
" Bekleyen Bir Yürek "
Ayşe Mine Tuna
" Her Duygu Sen "
ayşe nur sal
" Yakılan Yüreklere "
ayşegül aşkım karagöz
" ___Lirik Kuşlar ___ "
Ayşenur DEMİRCİ
" Sahi Nasıl Sevdim "
BARIŞ GÖKSÜ
" AŞK GİRDABI "
Bekir ÇAĞLAYAN
" Bizler "
Beyhan AYDOĞAN
" AH YÜREĞİMİN SEGAH MAKAMI "
Bilal YILMAZ
" YERYÜZÜNDE HUZUR "
Blue Bird
" Mavi Kuş "
Dilaver AYYILDIZ
" ÜRKEK BİR KÖY ÇOCUĞU "
Emin KEVEN
" Kalemin Gücü "
Emine GÖÇER
" Dünya Küçüldü "
Emre Atasoy
" Mutluluk Diyeti [Kalemimden] "
Erdi İPEK
" Kandın Damarım da ve Kanadım! "
Fatih Bar
" Bilgi "
Fatma Türkdoğan
" Dostluk ve Muhabbetle "
Ferdi AKBAŞ
" Bilmiyorum "
gelincik göçmen
" Bir Tek Gülüşüydü Beni Dünyanın En Mutlu İnsanı Yapan,Ben Gülüşü Kaybettim. "
gülseri yavuz
" İşi Bilmek "
Hüzün Çiçeği
" Aklınızı mı Yoksa Kalbinizi mi Didikletirsiniz? "
İbrahim Akın
" Kadrolu Din Adamı Olunmaz "
İsmail Türkdoğan
" Falcı "
Jale Nur Turgut
" Yaşamak, Tırmanmaktır "
Kadir YATAĞAN
" BİR DESTANDIR ÇANAKKALE "
mehmet burhan
" Türkler Transformers'ı Çekmiş Olsaydı "
Mehmet ÖZKAN
" İksir "
mehmetreşat kaya
" Ölüme Biz Aşkı Yazdık "
Merve Şener.
" 92'nin Çocukları "
Meryem Arslan
" Zaten Yoktular(Şairden İlhamla) "
Meryem Tuna
Metin Çölaşan
" Eski Asfalt "
Metin YALÇIN
" Kırgın "
Muhammed KAYA
" Anlamak "
Mustafa ÇAVUŞOĞLU
" Vatan Sevgili Asker "
Nuray Kaçan
" Sevdiceğim "
Nurten KARAKAŞ
" HAYATA BİR FARKLI BAKIŞ "
Orhan Bozgan
" A'na İsyan "
Öznur UÇAN
" Yağmur "
Ramazan AKINCI
" Gecenin Izdırabı "
Recep Akıl
" İLGİLİSİNE "
Refik Mert UYKUSEVEN
" Atatürk İçin 19 Sayısının Önemi! "
Semra BİLGİN
" Basık Gök "
Serdal Akyazı
" Aşk... "
Serpil GÖKYOKUŞ
" Hayatın renkleri "
Sibel Kaya
" Geçmiş Zaman Erkeği "
Sinan KARAKAŞ
" Emeklileri Mahkemeye Yollamayın "
Suheyl Okur
" Nefis "
süleyman dervişoğlu
" Çılgın aşk "
Sümeyye KILINÇ
" Başlıksız "
şuheda karagöz
" 'Ve' ile bir düşünce "
TALİP ADIYAMAN
" Ana Dilde Okuma "
Tolga KAYASU
" Eğitim Şart "
Tolga POLAT
" Bilmediğin İnsanların Ellerindeki Neşter "
Tuğba GİRGİN
" HASRET "
Yaren Jale Engin
" Aşk "
Yılmaz Barıtlı
" Haliç'te Akşamın Kızıllığı "
Zeynep Reyhan
" Çalmadan Gir İçeri . . "
Zeynep ULUER
" Yenilmeyen "
Ziya Karakoyun
" Yaşamaktı Günü Dünü Unutana "
Yazarlık Başvurusu

Site İçi Detaylı Arama

Dost Linkler

En Son Giriş Yapan Üyeler

     

    Edebiyat Takvimi

    (Tümü...)